Archive for the ‘OPEN SOURCE’ Category

Axis2 SoapMonitor Kurulum Sorunu July 1st, 2009

İbrahim DEMİR

Merhabalar;

Axis2 web uygulaması  ile birlikte sunucu ve istemci arasındaki SOAP mesajlarını izlemeniz ve neler olup bittiğini görebilmeniz için SOAPMonitor uygulaması daha doğrusu modülü geliyor.

Elbetteki SOAP mesajlarını izlemenin tek yolu bu araç değil. İnternette bu iş için pek çok uygulama bulabilirsiniz hatta  Ecplispe J2EE versiyonuyla gelen TCP/IP Monitor ‘den de faydalanabilirsiniz. Fakat söz konusu uygulama sunucuları olunca stand-alone bir java uygulaması çalıştırmak yerine web arayüzü üzerinden herkesin erişebileceği bir uygulama haliyle tercih sabebi oluyor.

(more…)

Continue reading...


 

Axis2.war 1.4.1 Deployment Sorunu June 18th, 2009

İbrahim DEMİR

Merhaba;
Axis2 ‘nin 1.4.1 versiyonuna ait war uygulamasını JBoss ‘a deploy ederken aşağıdaki gibi bir hata mesajı alabilirsiniz.

axis2

[Utils] Exception extracting jars into temporary directory : java.io.FileNotFoundException: —–\JBoss\server\default\.\deploy\axis2.war\WEB-INF (Access is denied) : switching to alternate class loading mechanism[JAXWSDeployer] Deploying Exception Occured with java.io.FileNotFoundException:—\JBoss\server\default\.\deploy\axis2.war\WEB-INF (Access is denied)java.lang.RuntimeException: java.io.FileNotFoundException: —\JBoss\server\default\.\deploy\axis2.war\WEB-INF (Access is denied)at org.apache.axis2.deployment.util.Utils.findLibJars(Utils.java:870)at org.apache.axis2.deployment.util.Utils.createClassLoader(Utils.java:918)
at org.apache.axis2.jaxws.framework.JAXWSDeployer.deployServicesInWAR

Bu hata yüzünden bir müddet 1.3 versiyonu ile yolumuza devam etmek durumunda kalmıştık fakat 1.4.1 ile gelen yeni özelliklere ihtiyaç duyunca sorunun üzerien gitmek kaçınılmaz oldu.

Sorunu çözmek için:
axis2.war\WEB-INF\conf dizinindeki axis2.xml konfigürasyon dosyasında yer alan aşağıdaki satırı silebilir veya comment- out edebilirsiniz.

<deployer extension=”.jar” directory=”servicejars” class=”org.apache.axis2.jaxws.framework.JAXWSDeployer”/>

İyi çalışmalar.

Continue reading...


 

Paylaşım Bilinci (Konuk Yazar: Emrah KOCAMAN) June 14th, 2009

İbrahim DEMİR

Merhabalar;

Uzun zamandır blogumdaki Konuk Yazar köşesini harektlendirmeyi düşünüyordum ve bu defa kurbanımı yakın çevremden.Hatta yan masadan seçtim. Bu defaki konuk yazarımız ekip arkadaşım Emrah Kocaman. Emrah’ı cuma günü blogum için yazmasını istediğim yazıyı bugün elime ulaştırdığı için ayrıca tebrik ediyorum. Bu kadar hızlı bir geri dönüş beklemiyordum. Ama yazısı tam beklediğim gibi olmuş. Kendisi şu aralar Open-Source ürünlerle çok fazla zaman harcadığı için paylaşım odaklı bir yazı yazması beni hiç şaşırtmadı. Tabi kullandığı ürünlerle ilgili teknik bir yazı da isteyeceğim kendisinden. Lafı daha fazla uzatmadan sizleri nam-ı diyar Commons-Emrah’ın yazısı ile başbaşa bırakıyorum…

—–

Hali hazırda quartz ya da  commons-vfs gibi API’lerle oldukça haşır neşir olmuşken içimden bol kod örnekli sayfa sayfa yazı yazmak gelmişti. Ne yazacağımı toparlamaya çalışırken yanlızlıktan mı bilinmez neden Java geliştirici olmayı tercih ettiğimi sorgularken cevabını bulmam çok uzun sürmedi. “Paylaşmayı seviyorum :)

Açık kaynak kodlu dünyanın temel prensibi olduğuna inandığım paylaşım isteği, tabiki insandan insana ve ortamdan ortama farklılıklar gösteriyor.Bart_simpson_open_source

Bana kalırsa bilişim seköründe iki tip insan var.

1) Hayat boyu öğrenmeyi vazife edinenler

2) Bildiklerim bana yeter diyenler.

İlk grup devamlı araştırma ve öğrenme konumunda olan insanlar. Bildiklerini paylaşmaktan çekinmeyen ve bulundukları her projeye büyük katkılar sağlayan, paylaştıkça parlayan insanlar.

İkinci grubu ise paylaşmayı sevmeyen insanlar oluşturuyor. Bildikleri yıllar öncesine dayanan ve yıllardır kendini tekrar eden insanlar, paylaştıkça birilerinin onlardan daha üstün olabileceği korkusuyla bildiklerini kendine saklarlar.

Bilişim sektörü için konuşacak olursak, hergün gelişen ve değişen yazılım teknolojilerini öğrenmekten başını kaşımaya vakit bulamayan bilişim işçileri  bence isteselerde istemeselerde birinci gruba doğrudan dahil oluyorlar (İbrahim’i ve kendimi bu yolda görüyorum :) ).

İkinci grupta ise artık sadece rutin işleri yapan, sorumlu olduğu katmanı bir milimetre dahi ileri götüremeyen, paylaşmaktan hoşlanmadığı gibi kendisine dışarıdan yöneltilen önerileri hakaret olarak kabul edenler var. Doğruluğu tartışılır elbette fakat benim tespitim insanların tecrübe kazandıkça bu tanıma dahada yaklaştıkları yönünde.

Bu yazıyı okuyan insanların zaten birinci grupta olduğunu varsayarak paylaşmaya, hayat boyu öğrenmeye devam diyorum…

Herkese iyi çalışmalar…

Continue reading...


 

ATLASSIAN GİBİ OLABİLMEK… November 23rd, 2008

İbrahim DEMİR

Merhaba;

Uzun bir aranın ardından tekrar blog yazmaya çalışıyorum. Zaten cümleleri kurmakta yaşadığım zorluk ne kadar uzun zamandır blog yazmadığımı yüzüme vuruyor. Bakalım becerebilecke miyim?

Geçtiğimz hafta izlediğim ve çok beğendiğim bir video linkini paylaşmak istiyorum. “Atlassian Core Values” . Videoda Atlassian firmasının ne şekilde çalıştığını ve hangi değerleri baz aldıklarını görebilirsiniz.

Genelde bu gibi videoları izleyenlerde 2 tür fikir belirir:

1-Yok böyle birşey. Sırf video çekiliyor diye böyle bir ortam yapıp dümenden “Çok Mutlu, Çok Dürüst ve Arkadaş Canlısı” bir ortam oluşturuyorlar.

2- Vay beee. Türkiye ‘de ne mümkün. Gelin de bizim şirketin haline bakın. Keşke olsa da yesek…

(Sizde bunların dışında bir düşünce belirdiyse yazıya yorum olarak ekleyebilirsiniz.)

Ama şunu söyleyebilirim ki ufak bir Youtube ve Google araması ile Atlassian firması hakkında pek çok eğlenceli videoya ulaşabilirsiniz.

Atlassian ürünlerini yoğun olarak iş hayatımda kullanıyorum. Her ofis çalışanı gibi “Milliyet.com.tr” adresini açtıktan sonra şirketimize ait JIRA ve CONFLUENCE sayfalarını açıyorum. Bu ürünleri kullanmayı alışkanlık haline getirirseniz zaten vazgeçme gibi bir lüksünüz kalmıyor. Tabi alışkanlık haline getirmek , getirtmek biraz aman alıyor. (Bknz: Yeni Müşteriler) .

Ürünlerin başarısı zaten ortada. Dünyada kullanan firmalara bakarsanız, yada Open-Source bir ürünle ilgili bir hataya denk geldiyseniz er geç aramanızda bir Jira Issue sayfasına düşersiniz. Ve zaman içerisinde ürünlere kazandırılan özellikleri de göz önüne alırsak firma çok iyi bir şekilde ilerliyor diyebiliriz.

Bu başarının arkasında doğru zihniyet, iyi niyet ve düzgün çalışma koşulları olduğuna innaıyorum ben. Çalıştığınız ortamın fiziksel koşulları, aydınlatması, havalandırması, sıcaklığı, gürültü seviyesi yazılım gibi yüksek konstrasyon gerektiren işlerde çok önemli. Bunun yanına ortamın psikolojik rahatlığı da eklemek gerekir. Çalışana güvenmek, sorunmluluk vermek, tek hayatının işi olmadığını kabullenmek, gaza getirip iş yüklemekle motive etmek arasındaki çizgiyi bilmek bu başarının kriterlerinden olsa gerek.

Tabi video içerisinde geçen DFTC (Value 3) kavramı var ki başlı başına bir blog yazısı olur. İşimizi böyle yapabilecek olgunluğa ne zaman sahip oluruz bilemiyorum. Ama üstlerimizin, yöneticilerimizin yaklaşımının bizi büyük ölçüde etkisi altına aldığıortada. Yani üst taraf müşteri memnuniyetini (görsel değil gerçek memnuniyet) ne akdar önemserse alt taraf da işini o kadar iyi yapma sorumluluğunu üzerinde hisseder. Ama biz de genelde işporta usulü ürünü satana kadar “Beyim,ağam,paşam” sonra da çantayı al ve kaç yaklaşımı hakim.. (Aksini görenler güzel örnekler verip içimizi açabilirler.)

Belki bizler de uygulama geliştiricilerimize bu imkanları sağlarsak ve yönetim tarafında daha olgun bir zihniyetle çalışırsak bir gün Atlassian gibi firmalar çıkarabiliriz..

Mutlu pazarlar…

Continue reading...


 

OPEN SOURCE NE ZAMAN TEHLİKELİDİR? January 22nd, 2008

İbrahim DEMİR

open_source.jpgUzun zamandır blogumda tartışmaya açmayı düşündüğüm bir konu var , o da kurumsal alanda Open Source kullanımı üzerine… Ne zaman bir blogda yada mail grunda Open Source ‘u destekleyen bir haber yada yazı paylaşılsa bunlara karşı ortaya hep aynı karşıt görüşler atılıyor. Kurumlarında Open Source ürünleri kullanmayan veya istemeye istemeye kullananlar hep şu açıklamayı yapıyor: Open Source iyi güzel ama totalde maliyetleri göründüğünden daha fazla oluyor. (TCO: Total Cost of Ovnership) Herkesin en büyük sıkıntısı bu ürünlerde sorun yaşadıklarında ciddi manada yardım alabilecekleri bir danışman bulamamaları yada buldukları danışmanların uçuk fiyatlar talep etmesi. Bir diğer şikayet edilen nokta ki bu daha sık gündeme geliyor: Open Source ürünlerle çalışan ekibimizdeki kişiler bu ekipten ayrıldığında çok büyük problemler yaşıyoruz yada bu adamlara ekibimizden ayrılmamaları için daha fazla para ödemek durumunda kalıyoruz. Yani ürüne ödemediğimiz paranın (hala insanların aklına Open Source denildiğinde para geliyor??) daha fazlasını çalışanlara ödüyoruz. Özetle yöneticiler bu ürünleri kullanarak uygulama geliştiren çalışanlarının ANAHTAR ADAM olmalarından şikayetçiler. (more…)

Continue reading...