Category Archives: MESLEKTEN

2008 MICROSOFT VİZYONU ve YENİ TEKNOLOJİLER SEMİNERİNE DAVETLİSİNİZ

Geçtiğimiz ay Ocak 2008 ‘de sizleri güzel bir seminer organizasyonun beklediğini söylemiştim. Artık seminer ile iligli detaylar netleşti ve 12 Ocak 2008 ‘de CETURK olarak yeni bir seminere imza atıyoruz.

Yaklaşık 1 ay süren yoğun e-posta trafiğinin ardından seminer programını oluşturabildik. Başlıktan da anlaşılacağı üzerine seminer Microsoft ‘un 2007 ‘nin ilk çeyreğinden sonra belirgin bir şekilde su üstüne çıkardığı teknolojilerinin 2008 ‘de hayatımıza ne şekilde gireceği üzerine. Her ne kadar bu teknolojiler 2007 ‘de lanse edilmiş olsa da geliştirilme süreçlerini tamamlamamış oldukları için asıl meyveleri 2008 ‘de hayatımızda olacak. (Microsoft bile downlaoad sitesinde Silverlight ‘ı yeni yeni hayata geçirdi)

expbox_studio.jpgSeminerde 3 konuşmacımz olacak. (Kendimi saymıyorum) Öncelikle Ercan Altuğ YILMAZ Microsoft ‘un Expression Web ve Expression Design ürünlerini bizlere tanıtacak. Bunlarla ufak tasarım demoları yapıp olayı daha da keyifli hale getirecek. Açıkcası Altuğ Hocam ‘ın tasarım konusunda olaya yaklaşımını ben de diğer insanlar gibi merakla bekliyorum. Sürekli business ağırlı bir seminer olmasından ziyade zarif ve şık tasarımların (ki bana çok uzak bir kavram) güne renk kattığı bir seminer olması daha güzel olacaktır diye düşünüyorum. Read more »

Açık Kaynak Kodu ve Etrafında Olanları Hissedebilmek (Konuk Yazar: Oğuz DAĞ)

duke-n-friends.png“Yaşıyor bu, canlı, hissedebiliyorum… ”

Açık kaynak projelerde kod yazıyorsanız, bu projeleri kullanıp bulduğunuz bug’ları giriyorsanız, hepsinden önemlisi bu bug’ların çözüldüğünü görüp bunları hemen uyguluyorsanız, kullanacağınız en güzel cümle yukarıda yazdığım cümle olacaktır.

Evet açık kaynak projelerin çoğunluğu canlı birer organizma gibidir. Daha önce yazdığım “Kötü misal emsal olmaz mı?” isimli yazımda da belirttiğim gibi, açık kaynak proje sadece kodların açılması değildir. Bununla ilgili daha önce yaşanmış sadece kodlarını açarak açık kaynak dünyasının nimetlerinden yararlanmak isteyen bazı projeler çıkmış, aşı tutmamış ve talihsiz bir şekilde bu maceralar sona ermiştir. Bundan çıkarılan sonuç ise önemli olanın kodun kendisi olmadığı, etrafında oluşan kümenin aslında önemli olduğudur. Merkezde bulunan kodlayıcılar ve (varsa) konfigürasyon yöneticileri ile bunların etrafını saran aktif-kullanıcılar (proje ve sistem ile interaktif bir şekilde uğraşan dinamik kullanıcılar) açık kaynak topluluğu denilen canlı organizmayı oluştururlar. Bu canlı organizma bu elemanlardan herhangi birisinin yokluğunda tabir yerinde olursa kan kaybetmeye başlar, ve doğru tedavi uygulanmazsa, yaşamı sona erer. Bu nedenle, eğer açık kaynak bir uygulamaya karşı herhangi bir sempatiniz, bir ilginiz var ise; unutmayın açık kaynak topluluğun size de ihtiyacı olabilir ve siz de bu topluluğa katılabilirsiniz. Bunun için illa ki kod yazmanıza gerek yok (yazarak yardımcı olsanız iyi olur tabi ama), yazılan kodları kullanıp, topluluğa fikirlerinizi, yorumlarınızı dönmeniz dahi yeterli olacaktır.

Açık kaynak topluluğunun en güzel örneklerinden birisi “Hudson”dır. Aktif olarak yer aldığım bir topluluk olduğu için söylemiyorum, şu anda revaçta olan bir proje olduğu için de söylemiyorum, bence CruiseControl’den sonra onun tahtına oturabilecek bir Sürekli Entegrasyon aracı olduğu için de söylemiyorum. Forumlarına girdiğim için, bug report’larını okuduğum, kodlarını checkout edip inceledeğim için söylüyorum. Yani canlı olduğunu hissettiğim için söylüyorum. Arada geçen şu şekilde diyaloglar sanırım ne anlatmak istediğimi size daha iyi gösterecektir.

Kullanıcı : Hudson’ı çalıştırdım, herşey güzel ama X issue management portal ile entegrasyonuna dair herhangi bir şey göremedim.

Kodlayıcı : Evet henüz o konuya zaman ayıramadık, ama bize yardım etmek istersen, her tür yardımı kabul ederiz.

Kullanıcı : Olur, kodları alayım, bakalım ne yapabiliriz.

Bunu okuyunca dahi ruhu hissedebilirsiniz.

Daha önce defalarca belirttiğim gibi her ne kadar açık kaynak projeler, ileride büyük abileri tarafından farkedilip alınsalar da, gelişim ve olgunlaşma süreçlerinde tamamen paylaşımcı ve ortak bir ruh ile götürülmesi ve maddi çıkarların düşünülmemesi gereken projelerdir. Çünkü ancak bu ruh ile davranılırsa başarı gelir. Umarım açık kaynak topluluğuna adım atmanızda bir zerre olsa yardımım dokunur.

Oğuz DAĞ
http://ozidethonjava.blogspot.com/

ORACLE SEMİNERİNE DAVETLİSİNİZ

CETURK olarak seminer organizasyonlarımıza Oracle semineri ile devam ediyoruz. Uzun zamandan beri gerçekleştirmeyi hayal ettiğim bu seminer için kısmet bu haftasonunaymış ve nihayet Hasan Tonguç Yılmaz CETURK üyeleriyle buluşuyor. Seminer için yer olarak Yıldız Teknik Üniversite ‘sini seçtik. ( Benim için de okuluma gidecek olmak ayrı bir keyif.)

Seminerin basitten zora doğru giden bir içeriği var. Temel olarak Oracle DBMS ile başlayıp ,daha sonra performans dar boğazlarının aşılması için neler yapılması gerektiği üzerinde durulacak. Son noktada da Event 10046 bizlere ne gibi ipuçları verir bunlardan bahsedilecek.

Her zamanki gibi çekilişimiz ve kitap hediyemiz de var. Bir aksilik olmazsa ben de orada olacağım. Seminere katılmak isteyenler buradan kayıt yaptırabilirler. Seminer detayları aşağıdaki gibi. Seminerde görüşmek üzere hoşçakalın…

ETKİNLİK DETAYLARI
Etkinlik Konusu : Oracle Trace Utility’e Giriş Ve Temel Performans Denklemini Anlamak
Etkinlik Türü : Seminer
Hedef Kitle : Oracle DBMS üzerinde uygulama geliştirenler ve uygulamalarindan daha fazla performans almak isteyeneler.
Kontenjan : 100
Etkinlik Tarihi – Saati : 17.11.2007 — 10:30-13:00
Süre : 1 Gün
Eğitimi Veren : H.Tonguç Yılmaz
Etkinlik Yeri : Yıldız Teknik Üniversitesi Merkez Kampüsü Sergi Salonu Adres için TIKLAYINIZ
ETKINLIK IÇERİĞİ
1.Oracle veritabanına giriş
http://tonguc.yilmaz.googlepages.com/Oracle-introduction-for-newbies.htmhttp://tonguc.yilmaz.googlepages.com/Oracle-Quality-and-Performance-for-F.htm
2. Başarım temel kavramları
3. Bekleme olaylarına giriş


http://tonguc.wordpress.com/2007/09/12/oracle-waits-defined-by-kyle-hailey/
4. Olay 10046 ve çözümlemesi

Bilgi için tıklayınız
5. Kapanış
KONUŞMACI
Okullar Fethiye Lisesi, ITU Bilgisayar Müh., Bilgi MBA
İş Tecrübesi 1996-.. Finans ve Telco şirketleri, BT bölümleri
Uzmanlık Oracle ile sürüm 7.3 tanıştı,9+ sene,
Oracle ACE ve OCP,OracleTURK grubu yönetici(1999),Turkcell Akademi Oracle veritabanı ve ürünleri iç eğitmeni
Uyarı “Guru” veya bir başka pazarlamacı değil!
Daha fazlası http://tonguc.wordpress.com/about/
  H.Tonguç Yılmaz tonguc.yilmaz at gmail.comhttp://tonguc.yilmaz.googlepages.com
ETKİNLİK HEDİYEMİZ
Seminere katılan 3 üyemize çekilişle aşağıdaki kitaplardan hediye edilecektir.:

JIRAMANIA BİZE ÇOK UZAK ÇOOKKK!!!

threetools.pngGeçtiğimiz günlerde Atlassian firmasının sitesinde gördüğüm What 3 Dev Tools Do You Rely on Most? başlıklı haber çok hoşuma gitmişti. Yani bir uygulamanın bu kadar çok amaca hizmet edebilir olması ve bu kadar efektif kullanılması hem o uygulamayı yazanlar için hem de kullananlar için çok güzel bir durum.

Yukarıdaki resimde de görüleceği üzere arkadaşlar development süreçlerinin her aşamasına JIRA ‘yı entegre etmişler. Bu sayede JIRA+CVS+ECLIPSE üçlüsü ile projelerini tıkır tıkır yürütmeyi başarmışlar. Resme bakınca JIRAMANIA bu olsa gerek demiştim kendi kendime…

Bu arada nedir bu JIRA diyenler buradan ve Mustafa Tan ‘ın blogundan detaylı bilgiye ulaşabilirler.

JIRA özetle “Söz uçar yazı kalır” felsefesinin yazılım projelerinde hayat bulmasıdır benim gözümde. Yapılan , yapılması gereken, yapılması umulan yada yapılacak olan işlerin takip edilebilmesini ve kayıt altında olmasını sağlar JIRA. Yani e-maili, telefon yada birebir muhattabiyeti kayıt altına alır. “Abi bee bu kod patlıyor bir el atıver de biz de teste devam edelim” şeklinde gelecek vakitsiz bir telefonun önüne geçer JIRA. Onun yerine e-mailinize ve JIRA hesabınıza tatlı bir issue düşer bir öğle tatili öncesinde… :)

Açar bakarsınız ve gerekeni yaparsınız. Sonradan birisi çıkıp da “Ben şu zaman demiştim sen bu zaman yaptın“, yada “ben böyle demiştim sen şöyle yaptın“gibi bir iddiada bulunamaz çünkü herşey orada yazılmıştır. JIRA ‘nın tanıtımı yapıp , teorik olarak kullanımını anlattıktan sonra sıra geldi hayatın gerçekleriyle yüzleşmeye…

Biz de şu anda dahil olduğum projede JIRA ‘nın nimetlerinden faydalanmaya çalışıyoruz. Hem development hem de test sürecinde yoğun bir şekilde JIRA kullanılıyor. Özellikle de projesini yaptığımız şirketin IT departmanıyla olan ilişkilerde işlerin daha ciddi yürütülmesi adına JIRA köprü görevi görüyor. Şu sıralarda bizim ekibin yazdığı modüller Alfa tesinde. Müşterimizin IT departmanındaki arkadaşlar bizlerin yaptığı ekranları test edip bizlere hatalı durumlarda “issue açıyorlar“. Buraya kadar herşey olağan. Ama bazen etrafımda öyle manzaralara denk geliyorum ki… Millet uzaya gidiyor biz nereye diye düşünüyorum…

Bir hata raporlanmış, developer arkadaş da düzeltmiş bir güzel. Şimdi tek yapması gereken JIRA ‘da kendisine atanan görevi ufak bir açıklama girerek kapatmak. Developer arkadaş kaygılı. Neden mi? Çünkü hatayı raporlayan vatandaş açıklamaları anlamamkta büyük bir direnç gösteriyor. Ne yapsam ne yazsam diye düşünürken oradan dahiyane bir fikir egliyor. “Ya telefon açıp söylesene. Böyle böyle diye anlatsana” (Hani yazılandan anlamıyor belki laftan anlar diye umuyor sanırım) yada “Dur dur ben de e-mail adresi var o bayanın uzun uzun bir mail at olsun bitsin“  Güler misin ağlar mısın?

Madem bizim telefon, e-mail gibi hizmetlerimiz var neden JIRA kullanıyoruz? Neden birileri JIRA ‘da bizim sorunsuzca çalışabilmemiz için emek harcıyor? Yada bu işler madem böyle de yürütülebiliyor neden bir grup zeki arkadaş oturup JIRA adlı bir uygulama geliştiriyor. Maksat yeşillik olsun diye değil mi? Yada el alem “Sizin JIRA ‘nız var mı?” diye sorduğunda “Olmaz mı hem de en enterprise edition ‘ından” diyebilmek için…

Görüldüğü üzere bir uygulama ne kadar akıllıca tasarlanmış olursa olsun işin içine beşeri faktörler girince, o akıllıca tasarım pek bir anlam ifade. Siz siz olun bu gibi fikirlere aldırış etmeyin. Elinizdeki araçlar her ne kadar amacınız olmasa da onları ne kadar efektif ve doğru kullanırsanız o kadar rahat edersiniz. Sisteminize ekleyeceğiniz fazladan her araç hem maddi yük getirecek hem de ayrı bir yönetim süreci isteyecektir. O nedenle bu gibi işlere ayıracağınız kaynağın karşılığını en iyi şekilde almalısınız. Hem siz elinizdeki aracı doğru kullanmak konusunda ne kadar ısrarcı olursanız etrafınızdakiler de er geç size uymaya başlayacaktır. (Yani birileri derdini yazarak anlatmayı ve diğer taraf da yazılandan birşyeler anlamayı öğrenmeli.) Yanlışları değil doğruları toplu halde yapmaya özen göstermenizi dileyerek yazımı burada noktalıyorum.