Yaklaşık iki hafta evvel IT dünyası 2 önemli satın alma olayına tanıklık etmişti. Oracle , BEA ‘yı, Sun firması da MySql ‘i bünyesine katmıştı. Bu satın almalar herkesin aklına devlerin webdeki pazar yaraşını getirdi. Dün öğle saatlerinde Mehmet Nuri Çankaya ‘dan gelen e-posta ile Microsoft ‘un Yahoo ‘ya 45 Milyar dolar (Tam rakam : 44.6 Milyar dolar) teklif ettiğini öğrendim. Zaten çok kısa bir sürede bu haber sektörle ilgili haber sayfalarına ve bloglara düştü.
Dünden bu yana elimden geldiğince gelişmeleri takip ediyorum. Gözlemlediğim kadarıyla Microsft tarafı kendinden gayet emin. Yahoo için bu teklifin kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu düşünüyorlar. Yahoo ‘nun son dönemde zarar etmesi ve yaklaşık 1000 kişilik personeli işten çıkarması sanırım Microsoft ‘u bu şekilde düşünmeye iten en önemli etken. This is a decision we have — and I have — thought long and hard about,” . “We are confident it’s the right path for Microsoft and Yahoo.” (more…)
Archive for the ‘MERCEK ALTI’ Category
Microsoft ‘tan Yahoo ‘ya 45 Milyar Dolar Başlık Parası February 2nd, 2008
OPEN SOURCE NE ZAMAN TEHLİKELİDİR? January 22nd, 2008
Uzun zamandır blogumda tartışmaya açmayı düşündüğüm bir konu var , o da kurumsal alanda Open Source kullanımı üzerine… Ne zaman bir blogda yada mail grunda Open Source ‘u destekleyen bir haber yada yazı paylaşılsa bunlara karşı ortaya hep aynı karşıt görüşler atılıyor. Kurumlarında Open Source ürünleri kullanmayan veya istemeye istemeye kullananlar hep şu açıklamayı yapıyor: Open Source iyi güzel ama totalde maliyetleri göründüğünden daha fazla oluyor. (TCO: Total Cost of Ovnership) Herkesin en büyük sıkıntısı bu ürünlerde sorun yaşadıklarında ciddi manada yardım alabilecekleri bir danışman bulamamaları yada buldukları danışmanların uçuk fiyatlar talep etmesi. Bir diğer şikayet edilen nokta ki bu daha sık gündeme geliyor: Open Source ürünlerle çalışan ekibimizdeki kişiler bu ekipten ayrıldığında çok büyük problemler yaşıyoruz yada bu adamlara ekibimizden ayrılmamaları için daha fazla para ödemek durumunda kalıyoruz. Yani ürüne ödemediğimiz paranın (hala insanların aklına Open Source denildiğinde para geliyor??) daha fazlasını çalışanlara ödüyoruz. Özetle yöneticiler bu ürünleri kullanarak uygulama geliştiren çalışanlarının ANAHTAR ADAM olmalarından şikayetçiler. (more…)
UNIT TESTING & TDD (Test Driven Development) August 29th, 2007
Geçtiğimiz haftadan bu yana üzerinde çalıştığımız projenin test aşamasını iyileştirebilmek (yada gerçekleştirebilmek) adına
Unit Testing ve Test Driven Development ile ilgili araştırmalar yapıyorum. Bu süreçte bir yandan birşeyler öğrenme bir yandan da bu öğrendiklerimi hali hazırda yürüttüğümüz projeye uygulama şansına sahibim. Bu nedenlerden ötürü geçtiğimiz haftayı Unit Testing ve Test Driven Development üzerinde araştırma yaparak geçirdim. Bu noktada bana düşen en önemli görev developer arkadaşları Unit Test yazmanın bir lüks değil bir gereklilik olduğuna ikna etmek. O nedenle bu gerekliliğe kendimi iyice inandırmaya çalıştım ve yüzlerce linki , yazıyı taradım. Bu süreçte öğrendiklerimi belirli başlıklar altında sizlere paylaşmak güzel olacaktır diye düşündüm.
(NOT: Test-Driven Development = Test Güdümlü Yazılım Geliştirme ,Unit Test= Birim Testi olarak kullanılacaktır.)
Test Güdümlü Yazılım Geliştirme Nedir?
Test Güdümlü Yazılım Geliştirme: önce gerekli test koşullarını yazıp ardında da bu testleri geçecek ve hedeflenen işi yapacak kodu yazmayı öngören bir yazılım geliştirme modelidir.
Bu yazılım geliştirme modeli dahilinde aşağıdaki adımlar izlenir:
• Öncelikle yazılımın ilgili birimi için basitçe bir test yazılır.
• Bir sonraki adımda teste tabi tutulacak birim yazılır.
• Eğer o birim, testi geçerse test geliştirilir ve birim tekrardan test edilir.
• Eğer birim testi geçemezse gerekli değişiklik yapılır ve tekrar test edilir.
• Birim son halini alana kadar her değişiklikte test edilir.
• Birim beklenen işi gerçekleştiriyorsa ve tüm testleri geçiyorsa süreç tamamlanır.
Test Güdümlü Yazılım Geliştirme , geliştirme sürecimizi hem hızlandırır hem de iyileştirir çünkü yazılan kodların bir hata durumunda tekrardan yazılması veya hatanın bulunmaya çalışılması ciddi bir maliyet oluşturur.
Test Güdümlü Yazılım Geliştirme yöntemi bir Sürüm Yönetim Sistemiyle birlikte kullanılırsa çok daha verimli olacaktır çünkü bu yaklaşım hata durumunda tüm testleri geçen sürüme geri dönülmesi kolaylığını getirir ve de kodun içerisinden hata ayıklamaktan daha efektiftir.
Birim Testi Nedir?
Birim Testi yazılım projemizdeki her bir birimin (Object-Oriented Programming çerçevesinde en küçük birim sınıftır) doğru bir şekilde çalışıp çalışmadığını anlamak amacıyla oluşturduğumuz testtir.
Birim testi hem Test Güdümlü Yazılım Geliştirme Sürecini kolaylaştırır hem de uygulamamızın her bir biriminin sorunsuzca çalıştığından emin olmamızı sağlar.
Neden Önce Birim Testi Yazılmalıdır ? (Test-First Approach)
Yazılım geliştiriciler için Birim Testi yazmanın yada Test Güdümlü Yazılım Geliştirme Süreci ‘ne adapte olmanın en zor noktası henüz yazılmamış bir birim için test yazmaktır. Bu noktada alışkanlıkların değiştirilmesi biraz zaman alabilir.
Testi , işi yapacak birimden önce yazmamızın nedeni: testi yazabilmek için o teste tabi tutulacak birimin ne iş yapacağını iyice anlamamızı gerektirmesidir. Eğer ilgili birimin verilen giriş bilgisine karşılık çıkışta ne üreteceğini iyice anlamışsak ancak o koşulda testini yazabiliriz. Testi yazdıktan sonra da o testi geçecek kodu yazmak daha kolay olacaktır çünkü testin yazımı sırasında o birimin yapacağı iş kafanızda netleşmiş olur.
Birim testini önce yazmak konusunda yapılan en büyük hata; ilk seferde doğru testi ve bu teste uygun birimi yazmayı hedeflemektir. İlk başta hem test hem de teste tabi tutulacak birimde hatalar ve eksiklikler olabilir fakat test ve düzeltme süreci yukarıda bahsedildiği şekilde tekrarlandıkça bu süreç sonunda ortaya daha kaliteli ve daha güvenilir bir ürün ortaya çıkacaktır.
Birim Testini Projemdeki Hangi Bileşenler İçin Yazmalıyım?
Bu noktada karar uygulama geliştiriciye aittir. Fakat Nesne Yönelimli Programlamada genel yaklaşım bir sınıf içerisindeki tüm public metodlar için birim testi yazmak yönündedir.
Öte yandan değişkenlere erişimi düzenlemek amaçıyla kullandığımız (Accessors- Mutators) metodlar ve bir bakışta işlevi anlaşılıp hata olduğunda kolaylıkla bulunabilecek metodlar için birim testi yazılmayabilir.
Tüm metodlar için birim testi yazmamanın tek dezavantajı projemizin Code Coverage (Code Coverage:Bir projedeki test edilen kodların, tüm kodlara oranı ) yüzdesini düşürmesidir.
Birim Testi ile İşlevsellik Testi (Functional Test) Arasındaki Temel Fark Nedir?
Birim Testi uygulama geliştiricinin kendi perspektifinden, yazdığı kodun doğru çalışıp çalışmadığından emin olmak amacıyla yapılırken , İşlevsellik Testi kullanıcının perspektifinden bakılarak yazılan kodun kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığını tespit etmek amcıyla yapılır.
Birim Testi kod yazımından önce yapılırken , İşlevsellik Testi ürün müşteriye verilmeden evvel yapılır.
Birim Testinin Yazılım Geliştirme Sürecine Katkıları Nelerdir?
• Refactoring işlemlerini kolaylaştırır: Tüm birim testlerden başarıyla geçmiş bir kod bloğu üzerinde refactoring yaptığınızda kodunuzun bozulup bozulmadığını birim testini tekrar çalıştırarak rahatlıkla anlayabilirsiniz.
• Sonradan ortaya çıkabilecek hataların oluşturacağı maliyeti en aza indirir.
• Yazılımış kodları inceleme (Code Inspection) işleminden daha kolay ve daha verimlidir.
• Uzun vadede testsiz kod yazmaktan daha hızlı kod yazmayı sağlar çünkü aynı kodların hata durumunda tekrardan düzenlenmesi ihtiyacını en aza indirger.
• Birim testi yazmak, bizleri yazacağımız kodun işlevini en ufak detayıyla anlayama iter çünkü işlevini tam olarak anlayamadığımız bir birimin testini yazma şansımız yoktur. Bu da yazılan birimlerin daha doğru olmasını sağlar.
• Yazılan kodlar için bir çeşit dökümantasyon sağlar çünkü yazılan test koşulları incelenerek o kod bloğunun işlevi rahatlıkla anlaşılabilir.
Yukarıda bahsi geçen konularla ilgili öğrenme sürecim hala sürüyor o nedenle blogumda bu konuyla ilgili paylaşımlara devam edeceğim. Kısa bir süre içinde bu konuyla ilgili faydalanabileceğiniz linkleri kategorize ederek sizlerle paylaşmayı planlıyorum. Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki yazıma kadar sağlıcakla kalın…
NOT: Bu gece 3 gün sürecek ufak bir İzmir tatiline çakacağım. Umarım orada da blogumu güncellemeye fırsatım olur?
UYUMSUZLUĞA MICROSOFT ‘TAN ÇÖZÜM GELDİ August 29th, 2007
Internet Explorer 7 ‘ye geçiş sırasında ciddi problemler yaşanlardan biriyim ben de. Neyseki artık hayatımda IE ‘nin pek bir yeri kalmadı. Fakat bu durum herkes için geçerli değil elbette. Israrlı ve sadık Microsoft kullanıcıları hala IE kullanmaktan bir türlü vazgeçmiyorlar. (İşletim sistemine entegre olarak gelmenin avantajı böyle birşey olsa gerek) Microsoft da bu arkadaşları düşünerek User Agent String Utility v2.0 adlı aracını geçtiğimiz hafta yayınladı.
Bu araç sayesinde henüz IE 7 ‘ye adapte olamamış sitelere kendinizi farklı bir tarayıcından geliyormuş gibi gösterip bağlanqbiliyorsunuz. (Daha doğrusu daha düzgün görüntülüyebilemenizi sağlıyor) Bu ufak uygulamayı kurduktan sonra masaüstünüze oluşturacağı kısayol yardımıyla Internet Explorer ‘ı farklı bir User Agent bilgisiyle açabilirsiniz. Sisteme herhangi bir kayıt eklemieyen bu uygulamaın oluşturduğu kimlik sadece masaüstünüzdeki kısayol ile açtığınız pencere için geçerli oluyor.
Eğer Internet Explorer ‘a kalıcı olarak bu profili vermek istiyorsanız http://www.enhanceie.com/useragent.aspx adresindeki registry scriplerden faydalanabilirsiniz. EricLaw tarafından hazırlanan sitede Internet Explorer kullanıcılarının işine yarayabilecek çok faydalı scriptler ve eklentiler mevcut.
Microsoft ‘un bu tip bir araç çıkarması bana Microsoft MVP olan bir arkdaşım söylemiş olduğu: “Microsoft geriye uyumluluk konusunda dünyanın en iyi firmasıdır.” cümlesini hatırlattı. Geriye uyumluluk bu mudur , böyle birşey midir? Uydurmacılık nedir peki?…

KARİYERİNİZE TURKCELL ‘DE YÖN VERMEYE NE DERSİNİZ? August 19th, 2007
Daha önce blogumda IBM ve Microsoft ‘taki yaz okulu ve staj çalışmalarından bahsetmiş ve bunların önemini vurgulamıştım. Bu sırada çok önemli bir çalışmayı atladığımı fark ettim ve geç de olsa yolun başındaki arkadaşlara yol göstermesi açısından bu konuyu bloguma taşımaya karar verdim.
Turkcell ‘de son senelerde yoğun bir emek harcanarak R&D Software Development ekibine stajyer arkadaşlar alınıp , eğitilerek kariyerlerinde önemli bir adım atmaları sağlanıyor.
Eğer bu süreci yeterince iyi bir şekilde değerlendirirseniz kariyerinize Turkcell ‘de devam etme şansınız da var. Şöyleki staj döneminden sonra part-time çalışma şansına ardından da okul bitiminde full-time çalışma şansına sahip olabilirsiniz.
Her yılın Temmuz ayında başlayan ve Eylül ayının sonunda biten 3 aylık bir süreci kapsıyor bu staj dönemi. Burada 3 ay staj yapmak zorunlu. Yani yoğun ve ciddi bir staj dönemine hazırlıklı olun. Elbette bu dönem sonunda da kolay kolay hiçbir yerde elde edemeyeceğiniz bir bilgi birikimine sahip oluyorsunuz.
Staj döneminiz Turkcell ‘in kullandığı teknolojilere bağlı olarak Oracle ve Java ağırlı bir çalışma dönemini kapsıyor. Bu konularda üç aylık bir dönemi kapsayan teori ve uygulamayı birarada bulabileceğiniz bir staj dönemi geçiriyorsunuz. Burada Turkcell ve Oracle kelimelerini yanyana görmek sizlere birisini çağrıştırdı mı?
Evet bildiniz Hasan Tonguç YILMAZ. Eğer bu staj sürecine dahil olursanız Hasan Tonguç YILMAZ ile birlikte çalışma ve kendisinin deneyimlerinden faydalanma şansına da sahip olacaksınız. Kendisini tanıyanlar ve blogunu takip edenler Tonguç Abi ‘nin engin Oracle bilgisini sadece kendi işi için kullanmayıp etrafındaki kişilere çeşitli yollarla (forumlar,e-mail grupları , blog yazıları vb. ) paylaştığını bilirler. (O nedenle benim gözümde pek çok Oracle uzmanından daha değerlidir.)
Burada en önemli nokta paylaşımın ve iletişimin staj döneminden sonra da devam etmesi. Açıkcası benim öğrenciyken en çok imrendiğim ve başımı taşlara vurmama sebep olan nokta bu olmuştu. (Tonuguç Abi ‘nin Oracle Cost-Based Optimization çalıştayında stajyerlerine ne kadar çok değer verdiğini ve ne kadar çok şey kattığını görünce kıskanmadım desem yalan olur.)
Yazının başında da belirttiğim gibi şu anda staj süreci sürüyor. Bir sonraki alımlar seneye yapılacak ama şimdiden hazırlık yapmakta fayda var. Bu blog yazısına özel bir kaç da tüyo vereyim. Eğer Turkcell ‘deki bu staj sürecine kabul edilmek istiyorsanız önünüzdeki bu eğitim öğretim yılını çok iyi değerlendirin ve SQL, PL/SQL, APEX, JAVA konularına ağrılık verin. Bu noktada yapabileceğiniz en faydalı şey ara projenizi veya diğer derslerden aldığınız projeleri bu teknolojileri kullanarak gerçekleştirmek olacaktır.
Bu teknolojilerle ilgili olarak Oracle ‘ın sitesinde fazlasıyla kaynak mevcut. Ama ben yine de APEX (Application Express) ile yeni tanışacak olanların bu yazıya ve Oracle ile yeni tanışacak olanların da bu yazıya bakmalarını önereceğim. Turkcell ‘deki bu staj süreci ile ilgili olarak Hasan Tonguç Yılmaz ‘ın blogunda yazdığı bu yazıya bakmak da faydalı olacaktır. Yine aynı şekilde staj süreci hakkında bilgi alabileceğiniz diğer bir kaynak da şu anda hala stajyer olarak Turkcell ‘de bulunan Bilal Hatipoğlu ‘nun Blogu. Bilal gerçekten de çok yalın ve anlaşılır bir dille bu süreci ve öğrendiklerini bloguna taşımış. (Bu güzel paylaşımından ötürü Bilal ‘i tebrik ediyorum.)
Umarım bu blog yazısı öğrenci arkadaşlar için motive edici ve yol gösterici olur. Bu yıl içerisinde gereken çabayı gösterip yazıda bahsi geçen teknolojilere odaklanarak seneye siz de Turkcell ‘de stajyer olmaya ve kariyerinize yön vermeye ne dersiniz?
![BEN GEÇERKEN… [A Blog by İBRAHİM DEMİR ]](http://www.ibrahimdemir.org/wp-content/themes/catastrophe/images/rss.jpg)