BEN GEÇERKEN… [A Blog by İBRAHİM DEMİR ]

İbrahim Demir ‘in Resmi Web Sitesi
Subscribe

Archive for the ‘KONUK YAZARLAR’

Açık Kaynak Kodu ve Etrafında Olanları Hissedebilmek (Konuk Yazar: Oğuz DAĞ)

November 23, 2007 By: İbrahim DEMİR Category: DEVELOPMENT, KONUK YAZARLAR, MESLEKTEN, OPEN SOURCE 1 Comment →

duke-n-friends.png“Yaşıyor bu, canlı, hissedebiliyorum… ”

Açık kaynak projelerde kod yazıyorsanız, bu projeleri kullanıp bulduğunuz bug’ları giriyorsanız, hepsinden önemlisi bu bug’ların çözüldüğünü görüp bunları hemen uyguluyorsanız, kullanacağınız en güzel cümle yukarıda yazdığım cümle olacaktır.

Evet açık kaynak projelerin çoğunluğu canlı birer organizma gibidir. Daha önce yazdığım “Kötü misal emsal olmaz mı?” isimli yazımda da belirttiğim gibi, açık kaynak proje sadece kodların açılması değildir. Bununla ilgili daha önce yaşanmış sadece kodlarını açarak açık kaynak dünyasının nimetlerinden yararlanmak isteyen bazı projeler çıkmış, aşı tutmamış ve talihsiz bir şekilde bu maceralar sona ermiştir. Bundan çıkarılan sonuç ise önemli olanın kodun kendisi olmadığı, etrafında oluşan kümenin aslında önemli olduğudur. Merkezde bulunan kodlayıcılar ve (varsa) konfigürasyon yöneticileri ile bunların etrafını saran aktif-kullanıcılar (proje ve sistem ile interaktif bir şekilde uğraşan dinamik kullanıcılar) açık kaynak topluluğu denilen canlı organizmayı oluştururlar. Bu canlı organizma bu elemanlardan herhangi birisinin yokluğunda tabir yerinde olursa kan kaybetmeye başlar, ve doğru tedavi uygulanmazsa, yaşamı sona erer. Bu nedenle, eğer açık kaynak bir uygulamaya karşı herhangi bir sempatiniz, bir ilginiz var ise; unutmayın açık kaynak topluluğun size de ihtiyacı olabilir ve siz de bu topluluğa katılabilirsiniz. Bunun için illa ki kod yazmanıza gerek yok (yazarak yardımcı olsanız iyi olur tabi ama), yazılan kodları kullanıp, topluluğa fikirlerinizi, yorumlarınızı dönmeniz dahi yeterli olacaktır.

Açık kaynak topluluğunun en güzel örneklerinden birisi “Hudson”dır. Aktif olarak yer aldığım bir topluluk olduğu için söylemiyorum, şu anda revaçta olan bir proje olduğu için de söylemiyorum, bence CruiseControl’den sonra onun tahtına oturabilecek bir Sürekli Entegrasyon aracı olduğu için de söylemiyorum. Forumlarına girdiğim için, bug report’larını okuduğum, kodlarını checkout edip inceledeğim için söylüyorum. Yani canlı olduğunu hissettiğim için söylüyorum. Arada geçen şu şekilde diyaloglar sanırım ne anlatmak istediğimi size daha iyi gösterecektir.

Kullanıcı : Hudson’ı çalıştırdım, herşey güzel ama X issue management portal ile entegrasyonuna dair herhangi bir şey göremedim.

Kodlayıcı : Evet henüz o konuya zaman ayıramadık, ama bize yardım etmek istersen, her tür yardımı kabul ederiz.

Kullanıcı : Olur, kodları alayım, bakalım ne yapabiliriz.

Bunu okuyunca dahi ruhu hissedebilirsiniz.

Daha önce defalarca belirttiğim gibi her ne kadar açık kaynak projeler, ileride büyük abileri tarafından farkedilip alınsalar da, gelişim ve olgunlaşma süreçlerinde tamamen paylaşımcı ve ortak bir ruh ile götürülmesi ve maddi çıkarların düşünülmemesi gereken projelerdir. Çünkü ancak bu ruh ile davranılırsa başarı gelir. Umarım açık kaynak topluluğuna adım atmanızda bir zerre olsa yardımım dokunur.

Oğuz DAĞ
http://ozidethonjava.blogspot.com/

Arama Motorları ve Biz Türkler (Konuk Yazar: EMRAH ŞEKER)

March 18, 2007 By: İbrahim DEMİR Category: KONUK YAZARLAR, MESLEKTEN 6 Comments →

bilgicom.gifŞüphesiz son yıllarda dünyada günlük üretilen bilgi miktarı gigabyte’lar ile ölçülüyor. Ancak üretilen bilginin hepsi iyi kalitede olmuyor. Durum böyle olunca dünyadaki nitelikli bilgi miktarının niteliksiz bilgi miktarına oranı gittikçe azalıyor. İşte bu nedenden dolayı arama motorları (akademik camiada “bilgi getirme sistemleri”) son yıllarda gittikçe önem kazanıyor.

Bilgi toplumu olma yolunda ilerleyen tüm toplumlarda arama motorları konusuna önem veriliyor ve dolayısıyla pek çok arama motoru geliştiriliyor. Farklı pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da en kapsamlı çalışmalar Amerika’da yapıldı ve tüm dünyaya yayıldı. Dünya üzerinde en çok kullanılmış (ve kullanılmakta olan) arama motorları olan Altavista, Yahoo, MSN ve Google arama motorlarının hepsinin Amerika’da geliştirilmiş olması kimisinin dikkatini çekti, kimisi hiç oralı olmadı bile.

Teknlojiyi kim üretiyor kim tüketiyor ortaya çıksın diye 2000 yılında bir araştırma yapıldı ve ülkelerdeki kişi başına düşen patent sayısı hesaplandı. Bu araştırmaya göre 1999 yılında Amerika’da bir milyon kişi başına düşen patent sayısı yaklaşık 4500 iken, bu sayı Türkiye’de sadece 1 idi. Bu araştırma ile bizim hangi tarafta olduğumuz bilgisi bir belge daha kazandı.

İşte bu yüzdendir ki, biz kendi arama motorlarımız da dahil olmak üzere kendi teknolojimizi geliştirmek ile uğraşmadık. Çünkü nasıl olsa birileri bizim yerimize de üretiyordu!. Biz paşa onlar hizmetçi misali:)

Geçen sene bir haber aldık. Türkler arama motoru yapıyordu. Turkcell ortaklarından Murat Vargı tarafından 5 milyon dolarlık desteği aldıklarında duymuş ve ümitlenmiştik. Ancak hevesimiz kısa sürede söndü. Çünkü Hakia adındaki bu arama motoru Türk mühendisler (tüm ekip olmasa da) tarafından, Türk sermayesi ile geliştiriliyor olmasına rağmen Amerika’daydı ve üstelik Türkçe değil İngilizce için geliştiriliyordu. Ne yazık ki, hakia.com’un ana sayfasındaki minicik Türk bayrağı haricinde Türkiye’ye katkı sağlayan birşeyi olmadı. Sadri Alışık’ın dediği gibi “yine gol olmamıştı”:).

Ancak 20 Aralık 2006 tarihinde Türk mühendisleri tarafından geliştirilen bir arama motoru daha kullanıcıların beğenisine sunuldu. Bilgi.com adlı bu arama motorunu, aynı heyecanla kurcaladık. Daha yakın zamanda bir hayal kırıklığına uğramış olmam sebebiyle ben şahsen pek bir ümitsiz yaklaşmıştım. Ancak birkaç dakika içerisinde bilgi.com gözlerimi dolduracak bir performans gösterdi. Yayınlanalı daha 2 hafta olmuş bir arama motoru olmasına rağmen oldukça kaliteli sonuçlar veriyordu.

Bilgi.com’u yakından takip ediyorum ve proje yöneticisi Güven Fidan Bey ile birkaç kez görüşme imkanımız oldu. Proje Bilkent Üniversitesi teknokentinde, yani Cyberpark’ta AGMLAB adında bir şirket tarafından geliştiriliyor. AGMLAB, son zamanlarda adını sık sık duyar olduğumuz, izlesene.com, fotokritik.com, sinemalar.com, dizin.com, dikkat.com, termometre.com ve doviz.com sitelerinin sahibi Nokta İnternet Teknolojileri’nin bir alt şirketi. Proje aynı zamanda Tübitak ve TTGV tarafından da destekleniyor. Yanılmıyorsam proje üzerinde 15 kişiye yakın bir ekip çalışıyor. Bilgi.com’un server’ı da yine Cyberpark’ta. En son duyduğumda 60 Terabyte’lık sabit bellek ve 200′ün üzerinde işlemciye sahip bir makine kümesi (cluster) üzerinden yayın yapıyordu. Aynı zamanda Türkiye’deki en iyi bant genişliğine (bandwidth) sahip şirketlerden birisiydi.

Bilgi.com’un gayesi Google’ı devirip dünyanın en iyi arama motoru olmak değil (en azından kısa vadede:)). Bilgi.com’un en temel amacı, mevcut arama motorlarının sağladığı servisleri Türkçe için en iyi şekilde sağlayabilen arama motoru olmak. Bu yüzden “doğal dil işleme” (natural language procesing) konusunda da oldukça yoğun çalışmaları var. Bugüne kadar bu konuda pek çalışma yapılmamış olmasından dolayı yapmaları gereken çok iş var, ancak bu işin üstesinden gelebilecek kadar dinamikler:)

Bilgi.com sadece Google, MSN, Yahoo gibi arama motorlarının özelliklerini alıp aynısını Türkçe’ye uygulayalım politikasında da ilerlemiyor. Aksine Bilgi.com’u diğerlerinden ayıracak bir takım özellikler de ekleniyor. Örneğin; arama yaptığınız zaman gelen sonuçların sol taraflarında ilgili siteden alınmış küçük bir ekran görüntüsü verilmesi, “sonuçları kümelendir” seçeneğini seçmeniz durumunda bulunan sonuçları içeriklerine göre gruplandırıp solda bir menü halinde sunması (%100 çalışmasa da gittikçe iyileşiyor) Bilgi.com’un bazı farklılıkları arasında sayılabilir.

Yakın bir tarihe kadar Bilgi.com üzerinden sadece Web’de arama yapılabiliyordu. Ancak birkaç hafta önce Haber ve Dizin arama seçenekleri de kullanıcının beğenisine sunuldu. Çok yakın zamanda Resim, Akademik Yazı, Blog vs. arama özellikleri de eklenmiş olacak.

Bence Bilgi.com çok yakın zamanda epey insanın beğenisini kazanacak ve Türkçe aramalarda Google’dan daha fazla kullanılacak (tıpkı Çin’de Google’ın yerel arama motorları kadar kullanılmaması gibi). Bilgi.com, harcanan emek ve özveriyle bunu fazlasıyla hakediyor; tek sorun bizim el alışkanlıklarımızın değişmesinin birazcık zaman alacak olması:)

Sanırım lafı biraz uzattım. Siz en iyisi www.bilgi.com sitesine girin ve kendiniz deneyin:)

Kalın sağlıcakla,
Emrah Şeker
http://www.emrahseker.com
Bilkent Üniversitesi

Microsoft Türkiye Yaz Okulu (Konuk Yazar: MURAT YILDIRGAN)

January 29, 2007 By: İbrahim DEMİR Category: KONUK YAZARLAR, NEDİR? 6 Comments →

Öncelikle , ilgiyle takip ettiğim İbrahim ‘ in blogunda yazı yazma fırsatını bulduğum için son derece mutluluk duyduğumu yaz1.JPGbelirteyim. Konuk yazar bölümü ,  İbrahim ‘ e yakışır yaratıcı ve güzel bir fikir .

Bana ayrılan bu bölümde sizlerle “ Microsoft Türkiye Yaz Okulu ”  hakkındaki bilgi ve tecrübelerimi paylaşıyor olacağım. Benim Microsoft ailesiyle tanışmam Microsoft Türkiye Yaz Okulu 2006 programına katılımımla başladı. 2006 yılının Nisan ayının ortalarında  http://www.msakademik.net  adresindeki başvuru formunu doldurmamla başlayan süreç , benim her türlü ümitsizliğime rağmen , olumlu sonuçlandı.

Microsoft Türkiye Yaz Okulu ‘ nun en önemli avantajlarından biri hiç şüphesiz hemen hemen her üniversite tarafından staj olarak kabul ediliyor olması. Adından da anlaşılacağı gibi bu program , stajdan ziyade önemli eğitmenler tarafından verilen eğitimler niteliğinde. İzmir , Ankara ve İstanbul olmak üzere üç şehirde gerçekleştirilen program 4 hafta – 20 iş gününü kapsıyor. Fakat program boyunca hissettirilen iyi niyet ve anlayış havası burada da kendisini gösteriyor ve isteyen katılımcılara 30 günlük staj olarak da göstertirilebiliyor :) ss22.JPG

4 haftalık program boyunca  aşağıdaki eğitimler gerçekleştiriliyor;
• Windows Server 2003
• SQL Server 2005
• ASP.NET 2.0.
• C# ve Object Oriented Programming
• Proje ( Son hafta… )

Eğitimler gerçekten de son derece kaliteli . Microsoft teknolojilerinin önemli bir kesimi içerik olarak ele alınıyor ve bu içerik birbirinden değerli eğitmenler(Evren Ayan , Atakan Kesler , Mehmet Emre,… ) tarafından katılımcılara aktarılıyor.

Sizinle ilgilenen kişilerin , göstermiş oldukları tavır sizin kendinizi özel hissetmenizi sağlıyor ki bu daha önceki staj tecrübelerimde yaşamadığım bişeydi . Gerçi bir önceki stajımda neredeyse tarihi eser bilgisayarların içini açıp tozunu alırken de özel hissetmiştim.
Son olarak şunu söyleyebilirim ki , bu programa başvurmanızı şiddetle tavsiye ederim.  http://www.msakademik.net   adresinden duyuruları takip edebilirsiniz. Elimden geldiğince , kelime haznemin el verdiğince (fevkaladenin fevkinde) sizlere Microsoft Türkiye Yaz Okulu hakkındaki tecrübelerimi aktarmaya çalıştım.

Ben İbrahim ‘ in yazılarını takip ediyor olacağım , umarım sizlerde olursunuz . Görüşmek üzere…

YAZAN: Murat YILDIRGAN

İLETİŞİM: murat.yildirgan (at) msakademik.net                                                                                                                     

KONUK YAZARLAR KÖŞESİ

January 18, 2007 By: İbrahim DEMİR Category: KONUK YAZARLAR No Comments →

writer.jpg

Blogum için yaptığım çalışmalara bugün bir yenisi daha eklendi. Daha zengin bir içerik sunabilmek için KONUK YAZAR olma olayını başlattım.

Peki nedir bu konuk yazar olayı ?

Şöyleki ; buradaki içeriğin sadece benim hayat görüşümle sınırlı kalması bazen sıkıcı olabiliyor ve burada iyi bir içerik oluşturmak benim için sorun olabiliyor. Ben de yükümü biraz hafifletmek için böyle birşey düşündüm.

Bu tip bir çalışma benim yükümü hafifleteceği gibi burada yazı yazan kişilere görüşlerini başkalarıyla paylaşabilme imkanı da verecektir. Eğer başlı başına bir bloga sahip olmak size yük gibi geliyorsa fakat mutlaka içimdeki şu şeyi söylemem gerek diyorsanız sizler de bu köşeye davetlisniz. Tek yapmanız gereken ibrahimdemire (at) yahoo.com adresine mail atmak.

Her hangi bir konu kısıtlaması yok. Yani sevdiğiniz sevmediğiniz herhangi birşey hakkında olumlu yada olumsuz herşeyi anlatabilirsiniz. İlginç bir anıdan tutun da karşı olduğunuz bir görüşe kadar her konuda yazmak serbest. Bir tek ilan-ı aşk etmeyi ve küfürleşmeyi yasaklıyorum o kadar.

Ayrıca yazıyla ilgili bir resim , karikaür vb. birşeyler de gönderirseniz iyi olacaktır. Yazının başlığında ve sonunda adınız da  yeralacaktır. Daha ne olsun :)
Şimdilik benden bu kadar. Umarım hayırlı ve faydalı bir köşe olur. Yazılarınız bekliyorum…