Nöbet Hali

Herkese Merhaba;

nobetciAskerlik boyunca kendime aldığım notları blogumda  paylaşacağıma söz vermiştim. Sıra geldi en değerli  notlarımın bulunduğu nöbet konusuna. Fakat nöbetle ilgili kayıtlarımı bloga aktarırken gördüm ki içlerinde tehlike arz edebilecek detaylar var. Hatta Nöbet Talimatı ‘na aykırı davranışlarıma ait örnekler var :) Geriye kalan blog yazılarımı askerden yazmaya hiç niyetim olmadığı için bu keyifli detayları üzülerek blog yazımdan çıkardım.  Nöbetle ilgili yazımın çoğu Ocak ve Şubat aylarında Diyarbakır ‘ın soğuğunda tuttuğum garaj nöbetlerindeki gözlemlerimden çıkmıştı ve bunları da son nöbetimi tuttuğum gün derlemiştim. O nedenle benim için yeri ayrıdır bu yazının. Sözü daha fazla uzatmadan sizi yazıyla başbaşa bırakıyorum :

28.02.2010

Nöbet Hali;

Garip bir ruh haline bürünüyor insan nöbet zamanı. Nöbet zamanı dediğim şey ise birkaç saatlik bir zaman dilimi değil. Öncesi ve sonrası da var bu işin. Kafada bir dolu hesap kitap, damarlarda karmaşık kimyasal tepkimeler zinciri başlıyor insan nöbeti olduğunu öğrenince.

Hani dedim ya öncesi ve sonrası da var bu işin diye. İşte nöbetten önceki aşama duyuru panosundaki çizelgede; nöbet yeri ve saatinin kesiştiği noktada adını görmekle başlıyor. Olasılıklar belli 19:00-21:00, 21:00-23:00, 23:00-01:00, 01:00-03:00, 03:00-05:00, 05:00-07:00 her gün iki saat ileriye kaysa da her akşam bir umutla bakıyorsun listede adım belki yoktur, istirahatı biten biriyle beni değiştirmişlerdir diye. Ama henüz bu tip bir piyango vurmadı bana…

Nöbet saatini öğrendikten sonra başlıyor uyku planları. 19.00-21.00, 21.00-23.00, 23.00-01.00 nöbetleri için akla gelen ilk soru acaba uyumalı mı? Uyursan akşam 20.00’deki içtima uykunu bölecek ve üstüne bir de kıyafet değiştirme derdi eklenecek. Diğer nöbetler için tartışmasız bir an evvel uyuyorsun. Kaçarın yok. Hatta amaç yatağa gitmek değil, bir an evvel uykuya dalmak oluyor. Ama gel gör ki bu amaca ulaşmak o kadar kolay değil. Yaklaşık yüz tane adamın yaşadığı bir koğuşta en ufacık ses davul sesi etkisi yapıyor uyumalıyım stresinin üstüne. Terliklerini sürüyerek yürüyenler, yüksek sesle konuşanlar, pat diye içeri girip birinin adını bağrınlar, işi olduğu için ışığı yakanlar, dolap kapağını çat diye kapatanlar ve hızını alamayıp güreş tutunlar… Hepsi sanki sen uyuma diye yapılıyor. Ama nöbetin olmasa inan ki bu seslerin hiçbirini duymuyorsun. Bu sesleri duymanın tek nedeni uyumak için kendini zorlaman!

Uyumak demişken bu işin bir de kostümü var. Öyle bir giyinmelisin ki gece nöbete yarım saat kala kalkmak yerine 25 dakika kala kalkacak şekilde giyinmelisin. Beş dakika için bu kadar hesaba değer mi dersen kesinlikle değer. Ben genelde eşofman takımımı giyiyorum. Uyanınca kamuflajımın pantolonunu doğrudan eşofman altımın üzerine giyiyorum. Eşofman altımın paçaları da çorabımın içinde olduğu için tam bir içlik etkisi yaratıyor. Kamuflajın gömleğini giymek yerine eşofman üstümün üzerine parkamı giyip boyunluğunu kapatıyorum. (Böylece içimde eşofman olduğu görünmüyor.) Sıra geliyor yatmadan evvel kaloriferin üzerine ısınsınlar diye bıraktığım kar maskemi ve eldiveni giymeye. Kar maskemi takıp eldivenlerimi de cebime koyuyorum çünkü eldivenlerle botu bağlamak pek mümkün değil. Palaskada takmıyorum nasılsa hücum yeleğinin altında kimse görmüyor takıp takmadığımı

Nöbet öncesi bu şekilde oluyor hazırlıklar. Sonra iş nöbet için uyanmaya geliyor. Ben genelde kol saatimin alarmını kuruyorum ki ona bile gerek kalmadan zihnimdeki saat tam vaktinde çalıyor. Bazen yorgunluktan uyuya kalınca da devreye koğuş nöbetçisi giriyor. İkilemeden hemen doğruluyorum yatağımda ki üstüme miskinlik çökmesin, bir an evvel uyanabileyim. Hemen üst giyinip, bot bağladıktan sonra aşağıya silahlığa gidiyorum yarı kapalı gözlerle. Cama vurup silahçının rüyalardan uyanmasını bekledikten sonra açılan camdan 7 numaralı silahımı ve hücum yeleğimi alıyorum. Sonra da tek sıraya girip nöbetçi çavuş eşliğinde doldur boşalt istasyonuna doğru gidiyoruz boş şarjörlerle.

Namlu mazgala!

Şarjör çıkar!

Kurma kolunu çek, bağla!

Atım yatağını elle, gözle kontrol et! (Bu komuttan sonra yüksek sesle “BOŞ” diye bağırıyorum.)

Boşsa bırak! (Ve işte kurma kolunu bırakınca çıkan şılakkkk sesi beni kendime getiriyor. O an durumun ciddiyetine varıp, elimdeki nesnenin G3 piyade tüfeği olduğunu idrak ediyorum)

Emniyeti aç tetik düşür! (Çıt diye cılız bir tetik sesi yankılanıyor istasyonda)

Emniyeti kapa, dolu şarjör tak!

Mazgaldan ayrıl!

Doldur boşalt bittikten sonra nöbet yerine gidip bir önceki nöbetçiden nöbeti devralıyorum. Ve iki saatlik mücadele başlıyor. Hem psikolojik hem fiziksel mücadele…

Fiziksel mücadele yarım kalan uyku, ayakta durmaktan kaynaklanan ayak ağrısı, zeminin ıslaklığından dolayı yaşanan ayak üşümesi ve ayazdan ürperen vücudu sıcak tutmak gibi konuları içerirken. Psikolojik mücadele uykuyu yenmek, iki saat boyunca hem dikkatli olmak hem de kendini oyalamak gibi konuları içeriyor.

Fiziksel mücadelede en önemli silahım küçük adımlarla garajın etrafında dolaşmak. Özellikle de kuru zemine basarak yürümeye çalışıyorum çünkü botlarım ıslandı mı yandım demektir. Yürümek hem uykumu açıyor hem de hareket halinde olduğum için daha az üşüyorum. Tabi bir de kucağımdaki 4 kilo 250 gram ağırlığındaki tüfeği unutmamak lazım. Askı kayışını boynumun arkasından geçirip kabzayı hücum yeleğindeki mühimmat cebine denk getirince ağırlık yeleğe oradan da tüm gövdeme yayılıyor böylece omzuma ve boynuma binen yükü dengelemiş oluyorum.

Çok üşüdüğüm ve ayazda kaldığım zamanlarda garajdaki arabaların arasında mola verip biraz ısınmaya çalışıyorum. Hele yoldan yeni gelmiş bir araç varsa (mesela nöbetçi amiri getiren araç) değmeyin keyfime. Motorun sıcaklığı gecenin soğuğunda genzimi tıkayan toz kokusuyla şömine etkisi yapıyor. Toz ve mazot kokusunu bu kadar sevebileceğim hiç aklıma gelmezdi ama bulunduğum yerde bu koku varsa biliyorum ki üşümeyeceğim. Tüm bu küçük taktiklerle fiziksel mücadeleyi kazanmaya çalışıyorum.

Fiziksel mücadeleden daha zor bir şey varsa o da psikolojik olarak nöbet ile mücadele etmek. İki saati geçirmenin en güzel yolu şarkı türkü söylemek. Gün içinde dinlediğim şarkıların sözlerini ufak bir kağıda yazıp cebime koyuyorum ki repertuar sıkıntısı olmasın :) Zaten en kötüsü nöbette bir türlü söylemek istediğin şarkıyı hatırlayamamaktır.

Gece o kadar başka bir zaman dilimi ki gün içinde duyamadığımız bütün sesler duyulur hale geliyor. Kilometrelerce ötedeki araçların sesleri, kanat çırpan kuşların sesleri, jeneratör sesleri o kadar net duyuluyor ki insan pür dikkat dinleyince tüm bu seslerin gündüzün uğultusunda kaybolmasına hayret ediyor.

Kalan son yarım saatte gözlerim koğuşta ve botlukta oluyor. İnsan korkuyor koğuş nöbetçisi uyuya kalır da sonraki nöbetçileri uyandırmaz ve nöbet takılır diye. Fazladan bir dakika beklemeye bile tahammülü olmuyor insanın o anda. Eğer ortalıkta hareketlenme yoksa sağa sola bağırıp birilerini koğuşa gönderiyorum sıradaki nöbetçileri uyandırmaya.

Yeni nöbet ekibi doldur boşalttan dönünce nöbeti devredip biz gidiyoruz doldur boşalta. Silahların boş olduğunu kontrol edip boş şarjörü takıp ayaklarımızı sürüye sürüye ördek sürüsü gibi silahlığa geliyoruz. Hızla hücum yeleği ve silahı teslim edip merdivenleri uçar adım çıkıyorum. Hızla botlarımdan, parkadamdan ve pantolonumdan kurtulup yorganımı kafama çekerek nöbetimi bitiriyorum…

Nöbetimle ilgili aklıma gelen detaylar bunlar. Her gün bu detaylara bir yenisi ekleniyor. Daha doğrusu ekleniyordu çünkü bugün son nöbetimi tuttum. 1 Mart 2010 ‘dan itibaren çavuş olacağım için artık nöbet tutmayacağım. Sadece nöbetçileri doldur boşalt istasyonuna götürüp devriye atacağım… Tüm zorluklarına rağmen nöbet tutmak; yüzlerce askerle bir arada yaşanan bir ortamda yalnız kalmak, kendi iç sesini ve kafanı dinleyebilmek adına çok büyük ve güzel bir fırsat…

P. Çvş. İbrahim DEMİR

———————————————————————————–

Askerliğin en önemli vazifelerden biri olan nöbet süreciyle ilgili notlarım bu kadar. Yazının başında da belirttiğim gibi askerliğimi tehlikeye atabilecek unsurları yazıdan çıkardım. Belki teskere evraklarımı alınca bu yazıyı günceleyebilirim. Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalın…

Leave a Comment


NOTE - You can use these HTML tags and attributes:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>