Geçtiğimiz cumartesi günü Daron Yöndem‘ in blogu aracılığıyla haberdar olduğum Organik Yazılım Semineri ‘ne katıldım. Her ne kadar evden çıkış amacım 10 otorumluk bir seminere katılmak olsa da Yıldız Teknik Üniversitesi ‘nde yaşanan elektirik
kesintisinden dolayı kendimi bir anda açık havada yapılan bir söyleşinin ortasında buldum. Okulumuzun orta bahçesinden sandalyeleri birleştirmek suretiyle oluşturduğumuz söyleşi alanında Kerem Küsmezer ‘in konusu olan “Açık Kaynak Lisanslama Modelleri” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
Aslında konu sadece açık kaynak lisanlama modelleriyle kalmadı. Open Source iş modellerinden tutun da ulusal işletim sistemi-Windows tartışmalarına kadar geniş bir alana yayıldı. Öğlene kadar söyleşinin ardından birlikte yediğimiz öğle yemeği ve akabininde gelen mini söyleşilerle günü tamamladık. (En azından tamamlamış görünüp ekibi küçülterek Taksimde soluğu aldık)
Benim adıma tekrardan üniversite öğrencileriyle bir araya gelmek , iş hayatı içerisinde kaybettiğimi hissettğim heyecanı karşımdaki insalarda görmek ve okulumu ziyaret etmek çok keyif vericiydi. Bugünden geriye aklımda bazı notlar kaldı. Onları da maddeler halinde sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu notlar tamamen o gün konuşulanlardan sonra altını çizmek istediğim ve şahsıma ait görüşlerdir. (Farklı görüşleri de duymak isterim elbette)
- Açık kaynak kodlu bir proje yapmak sadece bu kaynak kodları insanlarla paylaşmak değildir. Eğer yaptığımız projenin gelişmesini ve kendi tekelimizden çıkarak herkesin birlikte geliştirebileceği bir proje halini almasını istiyorsak insanlara değişiklileri ve çalışmaları takip edecekleri (bugzilla,jira gibi) , kodlara erişip değişebilecekleri (SVN,CVS gibi) ve görüş alışverişinde bulunabilecekleri (wiki,e-posta grubu gibi) ortamlar da sağlamalıyız. (Zipleyip download linki koymak çok da açık kaynaklı bir hareket olmuyor özetle
) - Her açık kaynak proje başarılı olacaktır diye bir kural asla yoktur. Başarısız olanlar zaten zaman içerisinde açık kaynak topluluklarının desteğini kaybederek yerlerini aynı alanda yeni projelere bırakırlar. O nedenle bugün X ihtiyacınız için kullandığınız açık kaynak kodlu bir projede Y ihtiyacınız oluştuğunda onu giderecek birilerini bulamayabilirsiniz. (Herşeyi devletten beklememek lazım) Ve bunu da proje riskleri arasına dahil etmek gerekir.
- Bir ürün veya fikri açık kaynak kodlu hale getirerek para kazanma niyetindeyseniz mutlaka bu fikir etrafında belirli bir iş modeli oluşturmanız lazım, aksi halde beleş sirke satmaktan öteye geçemezsiniz. Özellikle de ürün belirli olgunluğa gelip, detsek buluncaya kadar kendinizi bir şekilde finanse etmeniz gerekecektir.
- Açık kaynak kodlu projelere Türkiye’deki developer profili ile destek olmak nerdeyse imkansız. Muhtemelen ofisteki işlerinizi yetiştiremiyorsunuzdur yada vaktiniz varsa neden şirketiniz için biraz daha fazla çalışmıyorsunuzdur???? Özetle keyif ve yardımlaşma amaçlı kod yazmak fazlaca lükse giriyor bu memlekette.
- Java topluluklarının açık kaynak kodlu projelere katılımı ve bu konudaki koordinasyonu .NET topluluklarından daha iyi bir noktada. (Aman tartışma başlamasın) Sanırım Java’nın daha köklü bir dil olması ve Apache gibi büyük gruplarca desteklenip kullanılması bunda büyük etken. Aynı şekilde .NET toplulularındaki bu içine kapanıklığın nedeni de başlarındaki üreticinin uzunca bir süre bu işlerden uzak durması olabilir mi diye insan düşünmekten kendini alıkoyamıyor.
- Kullandığımız veya paylaştığımız açık kaynak kodlu projelerin lisans modellerine dikkat etmekte fayda var. Bu konuda ülkemizde ciddi bir yaptırım olmasada Kerem’in uyarıları yurtdışında başımızın yanacağı yönündeydi.
- Açık kaynak kodlu ürün her zaman ücretsiz olacaktır diye bir kaide yoktur. Ücretli ürünler de ürünü alanların kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirebilmeleri için açık kaynaklı olabilirler.
- Açık kaynak kodlu bir projede committer olmak önemli bir artıdır. (Birlikte kod geliştirme alışkanlığı,üzerinde çalışılan ürüne hakimiyet vs) Öte yandan CV ‘nizde bu tip bir bilgi bulunması da size olan bakış açısını pozitif yönde etkileyecektir. Özetle karizmatik birşey diyebiliriz. (Umarım teşvik edici olmuştur…)
Söyleşi sırasında aklıma belirlenler bunlar. Bir de söyleşi dışında gün içerisinde aldığım notlar var: - .NET kullanıcı deneyimi ve geliştirici dostluğu konusunda JAVA ile arasındaki farkı hızla açmaya başlamış durumda. (Daron yine kandırdı beni) Silverlight,WPF, LINQ insanın uzak kalamaycağı kadar cezbedici teknolojiler….
- Üniversitelerin öğrencileri yanlış yönlendirmekten bir önce vazgeçmesi gerekiyor. Bazen hiç yönlendirme yapmayıp “ürün odaklı bir mühendislik eğitimi olamaz” felsefesini uygulamak daha sağlıklı oluyor. Aksi halde sadece bir ürün veya ürün modeli anlatıldığı için öğrenciler de bunun en doğrusu olduğunu akıllarına kazıyorlar.
- Okullarda öğretilenler ve gerçek hayat her zaman senkronize ol(a)mayabilir. Hiçbir zaman okulda öğrendiklerimizi kesin kurallar olarak benimsemememiz gerekir. Aksi halde iş hayatı hayal kırıcı olabilir.
- Linux-Windows tartışmaları hiçbir zaman bir sonuç doğurmaz. Hele de tartışanlar bu ürünlerin ikisini de aynı oradan kullanmamışlarsa bu tartışma bile olmaz.
- Açık kaynak kodlu projelerimiz için mutluluğu codeplex.com vb. uzak diyarlarda değil yanı başımızdaki birliktegelistir.com ‘da aramamız daha sağlıklı olacaktır. (Azıcık reklam….)
- FUJI Elması elmaların en güzelidir. Mutlaka yenilmesi gerekir. Önemli olanın görüntü değil içerik olduğunu organik yollarla ıspatlayan bir meyve türüdür kendisi…. ( Burak Selim Şenyurt’ a organik fuji elmaları için ayrıca teşekkürler…)
Şimdilik benden bu kadar. Tekrar görüşünceye kadar sağlıcakla kalın…
Recent Comments