Monthly Archives: May 2007

BÜYÜK BALIK ORACLE

Salı günü konuk olarak gittiğim seminer dersinde bir arkadaşımız Symbian OS işletim sistemi için yazılım geliştirmekten bahsetti sunumu sırasında. Burada bahsettiği araçlar arasında mobil uygulama geliştiricileri için çok önemli olan CrossFire ürünü de gündeme geldi. Ben de hazır CETURK ‘te Mayıs ayının konusu mobil uygulamalar diye CrossFire hakkında birşeyler öğrenip forumda yazacaktım. Ama CrossFire ‘ın üretici firması olan AppForge ‘nin sayfasına gitmeye çalışınca ilginç birşeyle karşılaştım.  AppForge ‘un site adresini (appforge.com) yazınca beni Oracle firmasına ait bir sayfaya yönlendirdi. Bu sayfaya da bir açıklama koymuşlardı.

Sayfadaki açıklamada AppForge firmasının bir kısmını bünyelerine kattıklarını ve bunu da mobil uygulara yönelik stratejilerini uygulamak adına yaptıklarını belirtmişlerdi. (This intellectual property extends Oracle’s mobile applications product strategy.)

Çoğumuzun Veritabanı Yönetim Sistemi ve BI (Business Intelligence) çözümleriyle hatta bazen de JAVA platformu için sunduğu araçlarla tanığı Oracle aynı zamanda mobil pazarda da kendine yer bulmayı hedeflemişti.

Artık Oracle bunu huy haline mi getirdi bilemiyorum ama son yıllarda irili ufaklı pek çok iyi yazılım firmasını yada onların ürünlerini bünyesine kattığını biliyorum. Mesela Times Ten In Memory Database ürünü de başka bir firmaya ait fakat kendine rakip görmüş olacakki onu da hemen kendi bünyesine katmıştı.

Bu gibi durumlara artık alıştık desek yeridir. Yaptıkları iyi ürünlerle dikkat çeken yazılım firmalarını hep daha büyük firmalar alıyor. Abode ‘nin Macromedia ‘yı , Microsoft ‘un DevBiz ‘i ,Symantec ‘in PowerQuest ‘i alması gibi… Bunun nedeni zayıf oldukları pazarlarda da söz sahibi olmak ve rekabette geriye düşmemek olabilir yada o ürünü geliştirip daha çok para kazanmak… Bu arada olan küçük balıklara oluyor çünkü onlar eminimki büyük şirktlerin bünyesinde çevikliklerini kaybediyorlar.

Tekrardan Oracle ‘a döncek olursak , mobil pazara ilgi göstermsinin nedenini Microsoft ‘un bu alandaki çalışmalarından çekindiği için diye yorumlayabiliriz. Her ne kadar şirketler dikey pazarlarda iyi ürünler üretmelidirler diye düşünülse de sanırım büyük şirketler için dikey ve yatay kavramı birbirinden pek farklı değil çünkü hemen hemen her alanda var olmak istiyorlar.

Şimdilik benden bu kadar. Büyük balığımız Oracle ‘ın bir sonraki adaımda hangi küçük balığı yutacağını merakla bekliyoruz…

İŞ BAŞVURUSU NASIL OLMAZ?

Darkhadware forumlarında Ankara ‘daki bir yazılım firmasında çalışan arkadaşımıza e-posta ile ulaşan ilginç bir iş başvurusu gündemdeydi. Başvuru metni aşağıdaki gibi:


Merhaba,
mekt.jpgBen X Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 3. sınıf öğrencisiyim. 86 Ankara Doğumluyum. Bu yaz bir aylık staj yapmam gerekiyor. Ama ben staj değil 3 ay çalışmak için iş arıyorum. Okulda C,C++,Sql,Management System,Java dersleri aldım. Çalışmak için para istemiyorum sadece benzin paramla yemeğimi verin yeter,iş öğrenmek ve tecrübe kazanmak istiyorum. İş deneyimlerim: Bu sene okul şenliklerinde köfte standı açtım.-AOÇ XXX KÖFTE- : ) ) İşinize yarayacağımdan eminim. Mailime cevap atarsanız sevinirim. Bu maili Ankaradaki bütün bilişim şirketlerine yolluyorum o yüzden 1 hafta içinde cevaplamadığınızz takdirde olumsuz sayılıcaktır.Saygı ve sevgilerimle,
AXXX TXXX AXXX


Başvuruya bakınca acaba adam dalga mı geçiyor diye düşünmeden edemiyor insan ama adres satırlarındaki alıcıların listesine bakınca (Doğal olarak listeyi burada yayınlayamıyorum) işin ciddiyeti anlaşılıyor.Bu maili ciddiye alıp geri dönen oldu mu onu da bilmiyorum ama bir iş için bu şekilde buşvuru yapılmayacağı yada yapılmaması gerektiği ortada. Sanırım biraz ciddi olmakta fayda var. (Köfte standı ve benzin parası olaylarına çok güldüm) Aksi halde forumlarda bloglarda malzeme olunabilir… (Burada olduğu gibi)Her ne kadar bu yazıyı kötü bir iş başvurusunu göstermek için yazmış olsam da burada arkadaşın samimiyeti ve içinde bulunduğu zor durumda gayet açık görülüyor. Üniversite öğrencilerinin (Ben de dahil) birilerinin yanında usta-çırak yada abi-kardeş ilişkisi içerisinde birşeyler öğrenmeye çok ihtiyacı var. Fakat bu şerefe ancak bir tanıdığınız varsa nail olabiliyorsunuz. Hele bir de İstanbul dışında bir şehirdeyseniz vay halinize.
Sanırım bu arkdaşı  yüzlerce şirkete bu DİKKAT ÇEKİCİ postayı yollamaya iten de içinde bulunduğu ZOR durumdur…

e-KOMEDİ

dctor.jpgTeknolojiyi ucundan yakalayıp devşirmeye çalışan bir ülke olarak e-devlet, e-belediye , e-XXX projelerini birbir hayata geçirmeye çalışıyoruz. Teknoloji yatırımları konusunda özel sektör devletten bir adım daha önde görünüyor. Sanırım bir devletten daha çevik olmalarını , teknolojik geliştirmelere daha hızlı ayak uydurmalarını anlamak hiç de zor değil. Fakat özel sektörde de paranın gücüyle yapılan Teknolojik yatırımlar bazen aşağıdaki gibi komedilere sebep olabiliyor.

İzmir ‘deyken , hazır fırsatını bulmuşken doktora gideyim dedim. İsmi lazım değil özel bir hastanede muayene olmaya karar verdim. Hastaneye gidince muayene olacağım kata çıkıp randevum olduğunu belirttiken sonra çarşaf gibi bir form doldurdum :) Sonra da bekleme salonuna aldılar beni. Bekleme salonuna gelmemle e-KOMEDİ başladı.

Hastanede hoş bir otomasyon oluşturmuşlardı. JAVA ile yazılmış (Bir JAVA uygulamasını nerede olsa tanırım) hastane otomasyonunda herşey gayet güzeldi. Doktor bilgisayarında hastasıyla ilgili bilgilere ulaşabiliyor, istediği tetkikleri girebiliyor ve o gün muayene olacak olan hastaları görüyordu. İşlerin bu şekilde bilgisayar ortamında yürütülmesi elbetteki ciddi manada bir hız artışı sağlıyordu fakat gelin görünkü bu hız artışını kesen ufak bir sorun vardı. Doktor bilgisayarında sıradaki hastayı görünce yanındaki yardımcı hemşireye söylüyordu ve hemşire hanım da ağır aksak bekleme salonuna gelip sıradaki kişinin ismini anons ediyordu. Sonra tekrar hastayla birlikte doktorun yanına gidiyordu? Ya peki sıradaki hasta bekleme salonunda değilse? Hemşire hanım tekrardan doktorun yanına gidip bir sonraki hastanın adını öğrenip tekrar bekleme salonuna gelip o hastayı çağırıyordu. Bu sırada yaşanan vakit kaybını artık siz hesaplayın…

Yukarıdaki hastane olayı yakın zamanda yaşadığım bir e-Rezillik olduğu için onu konu ettim ama e-Komedi ‘nin oyuncu listesi çok uzun. Mesela aynı sorunlar bu seneki IETT seyahat kartlarının dağıtımında da oldu. Sen internet üzerinden başvuru yap sonra git 3 saat sırada bekle. Neye yaradı peki bu teknolojik yatırım. Mesela hastanede bekleme salonuna bir dijital panel yerleştirilip de sıradaki hastanın adı ve gideceği poliklinik o panelde gösterilemez mi? Peki neden yapılmıyor yada yapılamıyor?

Yazılımın maliyeti yanında sanırım bir dijital panonun lafı olmaz yani olay maddi değil. Konu zihniyetle alakalı. Genellikle bu gibi yerlerde teknolojik yatırımların kararını veya onayını teknolojiden anlamayan kişiler veriyor. Önlerine gelen proje biraz ballandırılarak anlatıldı mı tamamdır onlar için herhangi bir fikir belirtip de şunu da şöyle yapalım gibilerinden şeyler söylemezler. Bundan ötürüdür ki e-projelerimiz hep yarı otomatiktir. Araya mutlaka insan fakötür girer ve işleyişi aksatır. Henüz büyük kurumlarda bu kültür oluşmamışken halkımızdan da bu tarz bir gelişmeyi beklemek de abes kaçacaktır diye düşünüyorum.

Öte yandan yazılım projeleri üreten firmaların da işin donanımlarla desteklenmesi konusunda yetersiz kaldıklarını düşünüyorum. Yazılım ve donanım entegrasyonu yetersiz. “Yazılımı yapalım , DBMS yada Application Server tıkır tıkır çalışsın tamamdır” gibi bir zihniyet var ama yazılımın arkasına donanım desteği sağlamak pek akıllarına gelmez. Yazılım metodolojilerine saplanıp kalırken yazılımın amacı olan İNSANA HİZMET unutulabiliyor. Bugünlerde büyük kurumların neden IT alanındaki yatırımlarını kıstığını ve bunun nedenlerini tartışıp duruyoruz. Neden ortada. Yazılımcılar YÖNTEM ve ARAÇLAR meselesine o kadar çok saplanıyorlarki kullanabilirliği ,işe yararlılığı ihmal ediyorlar.

Fırsat buldukça gözüme çarpan diğer e-Komedi örneklerini de blogumda paylaşıyor olacağım. Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalın…

SilverLight On Linux = MoonLight

mono-logo.pngBlogumda Silverlight (WPF/E) ile ilgili yazdığım yazılarda hep cross-platform olma konusunda eleştiride bulunmuştum. (Bknz) Silverlight sayfasına giderseniz göreceksiniz ki şu anda sadece Windows ve MacOS platformları için plugin desteği var. Linux kullanıcıları ise Open-Source camiasına emanet edilmiş. Hal böyle olunca ben de BU NASIL CROSS-PLATFORM OLMAKTIR diye eleştiride bulunmuştum.

Yazılım Mühendisliği mail grubundan gelen uyarı ile MONO projesinin ana sayfasına gittim. MONO projesi .NET uygulamalarıNI Linux platformunda çalıştırabilmek için gerekli alt yapının oluşturulmasını hedefleyen bir proje. Ana sayfada yer alan şu haber çok ilginçti açıkcası:


We are on the early stages of planning an implementation of Silverlight 1.1 for Linux.
Our early planning document is here and we are using this group for the discussing the technical implementation challenges.

Yani Silverlight ile hazırlanmış uygulamaların Linux platformlarında da çalıştırılabilmesi için yeni bir proje başlatmışlardı ve adına da MoonLight demişlerdi. Çabaları gerçekten çok hoş. Novell tarafından desteklenen MONO ekibi ile ilgili çok güzel şeyler duydum bu zamana kadar ve Microsoft ‘un yaptığı ayrımcılığa cevap olabilecke nitelikte bir girişim olarak görüyorum MoonLight projesini.İşi bir adım daha öteye götürüp development aşamasında kullanılmak üzere bir de XAML Designer projesi gerçekleştireceklermiş. Malumunuz Microsoft Expression ürünlerini Linux platformlarında kullanma şansınız yok.Yazımı bitirmeden evvel bir de küçük bir itirafta bulunayım. MONO projesini ilk duyduğumda çok saçma bulmuştum. Sonuçta neden platform bağımlılığı yaratmak için piyasaya sürülen bir oyuncağı (.NET) Cross-platform hale getirmek için uğraşıyorlardı? Hele bir de Novell tarafından desteklenmeleri bende Microsoft ‘a karşı açılmış bir cephe izlenimi bırakmıştı. Ama şimdi MONO projesini taban alınarak SilverLight ile yaşanan darboğaz bir çözüm üreteceklerdi. Bu çok güzel bir gelişme açıkcası çünkü web demek yer herde çalışabilirlik demek yada herkesce erişilebilirlik demek. Bu kurala uymayan SilverLight uygulamalarına da MoonLigth umarım çözüm olur.

MoonLight ile ilgili gelişmeleri buradan takip etmenizi ve linkteki sayfayı dikkatlice incelemenizi öneriyorum.
Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalın…