Monthly Archives: April 2007

WPF/E ‘DEN SILVERLIGHT ‘A GEÇİYORUZ

silver.gifBir süre önce blogumda hafiften eleştirdiğim WPF /E (WINDOWS PRESENTATION FOUNDATION / EVERYHERE) artık isim değiştirerek Silverlight oldu. Ürüne ait yeni bir sayfa oluşturularak bu teknolojiye verdikleri önemi de ortaya koymuşlar.

Ürün sayfasını ziyaret ederek tanıtım amaçlı bulunan videoyu izleyebilirsiniz. Yine aynı şekilde downloads kategorisinde Silverlight uygulamalarını çalıştırabilmek adına gerekli pluginleri yada uygulama geliştirmek için gerekli sdk ve örnekleri bulabilirsiniz. Ayrıca site 30 Nisan ‘dan itibaren Silverlight ile makyajlanacak yani o tarihte yeniden ziyaret etmekte fayda var diye düşünüyorum.

Silverlight (WPF/E ) nedir diye soranlar için de WPF ‘in light sürümüdür diyebilirim. Microsoft ‘un .NET Framework 3.0 ile yayınladığı bu yeni kütüphane sayesinde görselliği iyice arttırılmış uygulamalar geliştirmek artık mümkün. WPF , .NET Framework 3.0 gerektirirken light versiyonu olan Silverlight (WPF/E)gerektirmiyor bu sayede tüm platformlarda (cross- platform) çalışabildiği iddia ediliyor.

Fakat downloads bölümünü ziyaret edenler göreceklerdir ki Windows ve MacOS için plugin bulunurken Linux ailesi için iş üçüncü parti firmalara bırakılmış. İnternet üzerinde biraz araştırma yapmama rağmen herhangi bir Linux eklentisine de rastlamadım. Yani şu anda Silverlight kullanarak hazırlayacağınız web uygulamaları dünyadaki XX milyon Linux kullanıcısı tarafından erişilemeyecek. Bu durum biraz düşündürücü açıkcası.

Bu arada Microsoft ‘un görsellik konusunda bu kadar ileri gitmesi Macromedia ‘yı da alan Adobe ‘yi iyice kızdırdı. (Bakın kızmış bir arkadaş mesela ) WPF ve Silverlight ile uygulama geliştirme aracı olan Expression ürün ailesine CS3 serisiyle cevap veren Adobe (Mutlaka CS3 ‘lere göz atın) kısa bir süre sonra da WPF ‘e  APOLLO ile cevap vermeye hazırlanıyor.

Artık bekleyip göreceğiz. Bu görsellik savaşı bizleri nerelere götürecek açıkcası ben de merak ediyorum. Tahminimce JAVA dünyası bu gibi işlerden uzak durup işin business kısmına ağırlık verecektir. Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalın…

DATA RESOURCE QUALITY

book.jpgUzun zamandan beri kitaplar kategorisinde birşeyler yazmadığımı fark edince bugün beğenerek okuduğum ve sizlere de tavsiye edebileceğim bir kitap hakkında yazmayı uygun gördüm.

Kitabımızın adı: DATA RESOURCE QUALITY Turning Bad Habits into Good Practicies.

Kitabın yazarı olan Michael Brackett zaten “VERİ” kavramı üzerine pek çok kitap yazmış bir isim. İş hayatında da Data Resource Coordinator olarak çalışmış olan Brackett bu kitapında iş hayatı boyunca öğrendiklerini kaleme almış. Özellikle insanların sıklıkla hataya düştükleri noktaları belirtmiş ve çözümler sunmuş.

On iki bölümden olşan kitapta veri kaynağı türlerimiz , verilerin adlandırılması , verinin tanımlanması , uygun veri yapısının seçilmesi , veri bütünlüğünün nasıl sağlanacağı , veri dokümantasyonunun nasıl yapılacağı , verinin ne şekilde erişilebilinir kılınacağı , veri kalitesinin nasıl arttırılacağı gibi çok önemli konular yer alıyor.

Kitap içerisinde önemli kısımları siyah kutucuklar içine alarak göze daha çok batmasını sağlamış. Bu kitabı bloguma taşımamdaki en büyük etken ise bilgi ağırlığından çok deneyim ağırlıklı bir kitap olması. Bilgiyi bir şekilde elde edebiliyoruz ama deneyim bulmak biraz daha zor. Zaten kitabın başında da kendisi size gidin şu aracı kurun bunu yapın şeklinde şeyler söylemeyeceğim diyor. Onun yerine neyin nasıl olması gerektiğini anlatıyor.

Kitabı daha detaylı incelemek isterseniz buraya göz atmanızda fayda var. Amazon.com ‘da kitap hakkında yapılan yorumlardan birisi çok hoşuma gitmişti. “Buy it! Read it! Then re-read it! Wait about 6 months and read it again until it sinks in“  Gerçekten kitap hakkında söylenebilecek en güzel söz bu. Bir defalığına okuyup bir kenara atabileceğiniz türden bir kitap değil. Hatta ilk okuduğunuzda biraz kafa karışıklığına da neden olabilir ama acele etmeden sindirerek okursanız size çok şey katacağını garanti edebilirim.

Yukarıda tatlı tatlı kitabı anlattık ama şöyle bir sorun var. Kitap İngilizce ve bu tip kitapları ülkemizde bulma şansımız pek yok. Bulduklarınızda genelde Amazon ‘daki fiyatının beş katı oluyor. (Daha dün başıma geldi ordan biliyorum) Fakat bu duruma küçük bir çözüm olması amacıyla kitabın yazarı tarafından hazırlanmış bir sunumu yazının sonuna ekliyorum. Bu sunumu da dikatli incelemek sizlere birşeyler katacaktır.

Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalın…

Sunumu indirmek için tıklayınız.

NEDEN TEKNİK OLMAYAN KONULARDA SESİMİZ DAHA ÇOK ÇIKIYOR?

question1.jpgUzun zamandan beri dikkatimi çeken bir konu hakkında blog okuyucularımdan da görüş almak istedim. Bir süredir moderatörü yada üyesi olduğum mail grupları ile (Hepsi teknik konularla ilgili mail gruplarıdır) takip ettiğim forumlarda (Bilişimle alakalı forumlarda) görüyorum ki teknik konularda sessiz kalan çoğunluk , teknik olmayan bir konu açıldığından hep bir ağızdan konuşmaya başlıyor.

Öncelikle mail gruplarını ele alayım. Örneğin  bir yazılım teknolojisi hakkında bir soru geldiğinde pek bir cevap üretilmiyor yada yabancı bir sitedeki çok güzel bir makaleye ait link geldiğinde kimse okuyup da üzerine iki cümle yorum yapamıyor. Ama aynı grup insanları herhangi bir X gazetsindeki yazıya ait bir link geldiğinde orda bahsi geçen kişi(ler) hakkında mail grubunu mesaj yağmuruna tutabiliyorlar. O insan hakkında her türlü eleştiriyi rahat rahat yapıp , grupta kendilerinden farklı düşünenlere karşı da görüşlerini gayet ciddi bir şekilde savunabiliyorlar.

Aynı durum bilişimle alakalı sitelerde de geçerli. Hep en uzun mesajlar dikkat edin off-topic dediğimiz forumlarda oluyor. Herkes buralara deli gibi yazı yazarken diğer forumlar hep sönük kalıyor. Yada polemiğe açık başlıklarda (Windows vs Linux , Oracle vs SQL Server , Java vs .NET  gibi) herkes bol keseden atarken , diğer konularda insanlar biribirlerine pek de faydalı olamıyorlar.

Şimdi diyeceksiniz ki insanlar teknik konularda görüş belirtmek istemeye bilir? Elbetteki böyle bir hakları var ama bu gibi gruplara yada sitelere üye olunmasının nedeni bilgi paylaşımıdır. Yine aynı şekilde bu gibi mail gruplarının ve sitelerin ortaya çıkış nedeni de budur. Yani teknik konular hakkında birazcık web araması yapıp biraz fikir sahibi olarak iyi kötü görüş beyan etmekten zarar gelmez.

Bir diğer konu da zaten teknik olmayan konularda herkes konuşabilir. Yoldan geçen herhangi birisini durdurup fikrini sorarsanız iyi kötü birşeyler söyler. O nedenle teknik konuların konuşulması amaçlı ortamlarda bulunan insanların teknik konularda birşeyler söyleyerek farklarını ortaya koymaları gerektiğini düşünüyorum.

Bir gerçekte varki teknik bir meselede konuşmak bilgi ve yürek işidir. Bir insan kendince çok şey bilebilir ama bunu dışarıya paylaşma cesareti gösteremiyorsa o zaman oturup düşünmesi gerekecektir. Mesela blogumda yazdıklarımı ele alırsak belki haddim olmayan teknik konularda bile yeri geliyor birşeyler yazıyorum ama yazdıklarımın arkasındayım. Olumsuz bir eleştiri gelir diye hiç kormuyorum, gelse de kendimi savunacak kadar birikimim var.

Umarım zamanla bilişim alanında (Beni doğrudan ilgilendirdiği için sadece bilişim dedim) sesimiz daha yüksek çıkar. Bunun için gerekli olan bilgi ve deneyimi kazanıp , daha rahat fikir yürütecek konuma gelmiş olmayı umuyorum. Bu sayede bu amaçla açılan site, mail grupları vs. de amacına ulaşır ve daha iyi bir bilişim toplumu oluruz. Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalın…

BUSINESS INTELLIGENCE SEMİNERİ

bi.jpgHer ne kadar CETURK ‘te duyurusunu yapmış da olsak , blogumu takip edenleri de 20 Nisanda gerçekleştirilecek olan Business Intelligence Seminerinden haberdar etmek istedim.

Konuşmacı olarak Aykut Taşdelen ‘in geleceği seminerde Business Intelligence ‘a paralel olarak Data Mining, OLAP, Data WareHousing ve Raporlama gibi konulara da değinilecektir.

20 Nisan 2007 saat 15:15 ‘de Yıldız Teknik Üniversitesi ‘nde gerçekleştirilecek olan bu seminerde blog okuyucularımı da görmek güzel olcaktır. Müsait olanlar buradan kayıt yaptırabilirler.

NOT: Etkinlik sonunda çekilişle 2 katılımcıya Aykut Taşdelen ‘in kitapları hediye edilecektir.