Monthly Archives: January 2007

TRENDY OLMUŞUZ HABERİMİZ YOK

trendy.jpgElektrikler kesilince uzun zamandan beri okumaya fırsat bulamadığım Microsoft.Life dergisini elime alabildim. Sanırım bu intenet olayı bende bağımlılık yaptı. Artık elektirikler kesilince üzülmüyorum çünkü bilgisayarın başından kalkamadığım için sürekli ertelediğim işlere vakit ayırabiliyorum (Tabi elektirik gündüz kesilmişse)

Şimdi bana bu başlığı attıran olaya geliyorum. Dergide “ İNTERNET ÇAĞININ YENİ ALIŞKANLIKLARI ” başlıklı güzel bir yazı vardı. Ben de iyi duygularla okumaya başladım bu yazıyı ama yazı bitince o iyi duygulardan eser kalmadı. Çünkü yazıda tarif edilen insan modeline uyuyordum ve bu da hiç hoşuma gitmemişti.

Zaten GOOGLE PAGE RANK , TRENDS , HIRSLAR ve SÖNEN HAYATLAR ve GOOGLE ve ASOSYALLEŞMEK.. yazılarımda sürekli olarak internet ve internete ait ögelerin hayatımıza nasıl yerleştiğinden bahsetmiştim. Hatta bahsetmekle kalmayıp şikayetçi bile olmuştum. Her ne kadar bu durumdan şikayetçi de olsam ben yine aynı ben olarak edevm ediyorum. Hatta artık görüldüğü üzere dergilerdeki tariflere bile uyuyorum. Bakın NewScientist dergisine göre çağımızın ONLINE ALIŞKANLIKLARI nelermiş:

  • Kendi isim ve kimliğini internette arayarak ne kadar ünlü olduğuna bakmak (Bknz. :) )
  • Önemli sırları ve kişisel bilgileri kimlik gizliliğine sığınarak başkalarıyla paylaşmak
  • E-postaları sık sık kontrol etmekten kendini alamamak
  • Eski arkadaşları ve sevgilileri internette arayarak şimdi ne yaptıklarını kontrol etmek
  • Hiç tanımadığınız birinin internette yayınladığı fotoğraf albümünü karıştırmak
  • Wikipedikolizm adı verilen online ansiklopedilere sürekli bilgi girmek ve bunlarda sürekli gezinmek

Liste bu şekilde. Ben sanırım bu alışkanlıkların çoğunu taşıyorum. Bu WEB 2,0 olayı hayatımıza girdiğinden iyi mi oldu kötü mü oldu düşünür oldum. Çünkü Web 2,0 ile blog yazmak, etiketlemek, mimlemek gibi olaylar arttı. Yine aynı şekilde içeriği kullanıcının oluşturması da Web 2,0 ile hayatımızın bir parçası oldu (Wikipedia gibi). Zaten arama motorlarıyla Kim,Nerede,Kiminle,Saat Kaçta,Nasıl olayı sanal ortama taşındı. Artık istediğiniz kişiye rahatça ulaşabiliyorsunuz. Umuyorum ki Web 3.0 ‘da kafayı kırmış olmayız. Kısacası BU BLOGU YAZAN ADAM ki O BEN OLUYORUM ARTIK TRENDY BİR VATANADAŞ :) .  Bir de hakkımda sayfasında ALATURKA olduğumu yazmıştım. Çelişkinin de böylesi. Siz de listeye bir göz atın ve bakın bakalım trendy olmuşmusunuz…

GOOGLE PAGE RANK , TRENDS , HIRSLAR ve SÖNEN HAYATLAR

1hit.jpgNeden böyle bir başlık attım şimdi ben de bilmiyorum ama sanırım bazı şeyler bizde hastalığa neden olmaya başladı. Başardığımızda sevinip havalara uçtuğumuz olaylarda başarısız olunca da felç oluyoruz deyim yerindeyse.

Yandaki resim  bence bu durumu çok güzel anlatıyor. Hatta benim de içinde bulunduğum bir durumu anlatıyor. Sabah kalkar kalkmaz yüzümüzü yıkamadan bilgisayarımız başına geçip hemen bir GOOGLE ‘a soruyoruz acaba sayfamız, sitemiz,blogumuz kaçıncı sırada diye merak ediyoruz. Yada benim gibi arkadaşlar kontol paneline dalıp acaba kaç HIT aldık derdine düşebiliyor.

Burada ilginç olan başarının hırslarımızı beslediği bence. Yani önce “Aman abi eğlence için yapıyozz yaa” diye başladığımız her iş , biz başarılı oldukça bizi esir alıyor sanırım. Mesela bu BLOG benim icin deneme amaçlı bir çalışmaydı. Ben bu denemeyi blog olayının yeni başladığı yıllarda yani 2003 yılında üniversite 1. sınıftayken de yapmıştım. Bu defa yine denemek istedim amacım hem birşeyleri kayıt altına almak, hem birileriyle birşeyler paylaşmak hem de acaba bu 4 yıllık zaman zarfında bir gelişme kaydettim mi diye görmekti . Gördümki bir gelişme var bende. Yani yazacak , paylaşacak çok şey var aklımda. Hatta bunları bazen unutmamak adına bir NOTEPAD :) açıp yazıyorum. Arkadaşlarım msn , mail vb benzeri yollarla blogdan haberdar oldular ve olacaklar da. Yani paylaşım olayı da tamam. Zaten birşeyleri yazdıkça kendim için iyi bir online kaynak oluşturmuş ve bildiklerimi kayıt altına almış oluyorum. Kısacası tüm amaçlarıma ulaştım .

Peki bu sabahın köründe kalkıp hit kontrolü yapma yada trendler arasında mıyım diye bakma olayı da nerden çıktı? Yada sağda solda tüm URL yazan alanlara artık üşenmeden (önceden üşenirdim) hemen blog adresimi yazma da neyin nesi? Yada WordPress listelerinde 2. sıradayken acaba 1 olur muyum diye derin düşüncelere dalmalarım da nerden çıktı?

Cevap çok basit. Başarı HIRS getirdi. İşte bu kötü durumu paylaşmak için bu yazıyı yazdım . Bu konuda benden daha kötü vakalar var. Ağlayanlar , hayata küsenler, HAYATI SÖNENLER var. Her saat başı arama motoruna girip acaba PAGE RANK olayında ne alemdeyim diye bakınanlar var. Alexa verileriyle yatıp kalkanlar… Bütün TREND arama motorlarını bozana kadar kullanan tipler var . Var da var.. Sadece web için değil bu HAYATIN her alanında var. Başarılıyken etrafa neşe saçan insaların, facık bir başarı azalmasında hayata küstükleri çok olmuştur. Hepsinin altında HIRS yatıyor bence. Bazen sahilde yürüyüş yaparken böyle güle oynaya halı sahalara maç yapmaya gelen koca koca adamların, maç sırasında birbirlerine nasıl deli gibi saldırdıklarını göüyorum. Hani eğlenip stress atılacaktı? Hani dostça güzel bir maç olacaktı? HIRS geldi herşey bitti dimi…

Microsoft Türkiye Yaz Okulu (Konuk Yazar: MURAT YILDIRGAN)

Öncelikle , ilgiyle takip ettiğim İbrahim ‘ in blogunda yazı yazma fırsatını bulduğum için son derece mutluluk duyduğumu yaz1.JPGbelirteyim. Konuk yazar bölümü ,  İbrahim ‘ e yakışır yaratıcı ve güzel bir fikir .

Bana ayrılan bu bölümde sizlerle “ Microsoft Türkiye Yaz Okulu ”  hakkındaki bilgi ve tecrübelerimi paylaşıyor olacağım. Benim Microsoft ailesiyle tanışmam Microsoft Türkiye Yaz Okulu 2006 programına katılımımla başladı. 2006 yılının Nisan ayının ortalarında  http://www.msakademik.net  adresindeki başvuru formunu doldurmamla başlayan süreç , benim her türlü ümitsizliğime rağmen , olumlu sonuçlandı.

Microsoft Türkiye Yaz Okulu ‘ nun en önemli avantajlarından biri hiç şüphesiz hemen hemen her üniversite tarafından staj olarak kabul ediliyor olması. Adından da anlaşılacağı gibi bu program , stajdan ziyade önemli eğitmenler tarafından verilen eğitimler niteliğinde. İzmir , Ankara ve İstanbul olmak üzere üç şehirde gerçekleştirilen program 4 hafta – 20 iş gününü kapsıyor. Fakat program boyunca hissettirilen iyi niyet ve anlayış havası burada da kendisini gösteriyor ve isteyen katılımcılara 30 günlük staj olarak da göstertirilebiliyor :) ss22.JPG

4 haftalık program boyunca  aşağıdaki eğitimler gerçekleştiriliyor;
• Windows Server 2003
• SQL Server 2005
• ASP.NET 2.0.
• C# ve Object Oriented Programming
• Proje ( Son hafta… )

Eğitimler gerçekten de son derece kaliteli . Microsoft teknolojilerinin önemli bir kesimi içerik olarak ele alınıyor ve bu içerik birbirinden değerli eğitmenler(Evren Ayan , Atakan Kesler , Mehmet Emre,… ) tarafından katılımcılara aktarılıyor.

Sizinle ilgilenen kişilerin , göstermiş oldukları tavır sizin kendinizi özel hissetmenizi sağlıyor ki bu daha önceki staj tecrübelerimde yaşamadığım bişeydi . Gerçi bir önceki stajımda neredeyse tarihi eser bilgisayarların içini açıp tozunu alırken de özel hissetmiştim.
Son olarak şunu söyleyebilirim ki , bu programa başvurmanızı şiddetle tavsiye ederim.  http://www.msakademik.net   adresinden duyuruları takip edebilirsiniz. Elimden geldiğince , kelime haznemin el verdiğince (fevkaladenin fevkinde) sizlere Microsoft Türkiye Yaz Okulu hakkındaki tecrübelerimi aktarmaya çalıştım.

Ben İbrahim ‘ in yazılarını takip ediyor olacağım , umarım sizlerde olursunuz . Görüşmek üzere…

YAZAN: Murat YILDIRGAN

İLETİŞİM: murat.yildirgan (at) msakademik.net                                                                                                                     

AJAX NEDİR ? (SEMİNER NOTLARIM)

ajax.JPGBuradaki yazımda  Microsoft Türkiye’de Mehmet Nuri Çankaya tarafından verilen ASP.NET AJAX konulu seminere ait notlarımı sizlerle paylaşacağımı belirtmiştim ve daha yeni fırsat bulabildim.Bakalım seminerden geriye neler kalmış:
Artık günümüz web programcılığı daha fazla işlemin daha kısa sürede yapılmasını gerektiriyor. Yine aynı şekilde artan kullanıcı ihtiyaçları ve beklentileri web’in daha interaktif ve hızlı cevap verebilir olmasını gerektirmektedir. AJAX yani Asenkron Javascript ve XML de bu ihtiyaçtan doğmuş bir çözümdür. AJAX farklı teknolojileri birleştiren bir tasarım desenidir.

AJAX kullanarak uygulama geliştirilirken şu bileşenlerden faydalanılmaktadır:
HTML / CSS
DOM / Javascript
XML / XMLHttpRequest

Klasik bir istemci-sunucu ( client-server) uygulamasında kullanıcı tarafından yapılan her işlem sunucuya HTTP Request olarak gönderilir , yorumlanır ve veriler işletildikten sonra sonuçlar istemciye gönderilir. Bu da çok büyük bir ağ trafiğine neden olur. Örneğin: kullanıcınız bir email adresi girip , doldurduğu formu sunucuya gönderdi fakat email adresi istenilen formatta değil. Bundan sonra sunucudan tekrar form gönderilip kullanıcı tarafından düzletilir ve tekrar sunucuya yeni haliyle form gider. Bu da sunucu ve istemci arasındanki trafiğin büyümesine neden olur.
AJAX kullanıldığında ise istekler HTTP REQUEST yerine XMLHTTP REQUEST olarak gönderilir. Burada sunucu ve istemci arasında taşınan veriler  sıkıştırılmış  XML formatındadır. Bu sıkıştırılmış yapı istemci tarafında açılır böylece sunucu ve istemci arasındaki bant genişliği boş yere işgal edilmemiş olur.
AJAX ile sağlanan en büyük özellik de PARÇALI GÜNCELLEME’ dir. Bu sayade bütün bir sayfanın istemci ile sunucu arasında gidip gelmesiyle doğan ağ trafiğinin önüne geçilmiş olur.Önceden Meta taglerine refresh yazarak bu işlemi yapardık fakat bütün sayfa güncellenirdi ve kullanıcı bomboş bir sayfaya ile başbaşa kalırdı.

AJAX teknolojisiyle ilgili bence en önemli nokta AJAX’ın formlar ile etkileşimi düzenlemek için çok faydalı bir araç olmasına rağmen tek başına uygulama geliştirmeye elverişli olmamasıdır. Fakat akıllıca kullanıldığında uygulamalara hem görsellik hem de performans adına uygulamalara pek çok şey katabilir.

Ayrıca AJAX ile Amerika yeniden keşfedilmemiştir. Yıllardır kullanılan JAVASCRIPT ve XML birleştirilerek yeni bir uygulama deseni oluşturulmuştur. Bu düşünce önce JSP geliştiricileri tarafından ortaya atılmış daha sonra da Microsoft tarafından desteklenmiştir. Önceleri Microsoft bunu ATLAS olarak adlandırmış daha sonra da ASP.NET AJAX olarak desteğini sürdürmüştür. Burada Javascript denilince farklı tarayıcılarda farklı sonuçların ortaya çıkması gibi bir durum söz konusudur. Maalesef internet tarayıcılarımızı üreten firmalar W3C standartalarına sağdık kalmamaktalar ve bu da Javascriptlerin farklı  sonuçlar üretmesine neden olmaktadır. Microsoft ASP.NET AJAX mimarisinin içine istemciler için “Browser Compatibility” kütüphanesini de dahil etmiştir. AJAX ile ilgili olarak arama motorlarının siteyi indekslemesi sırasında da sorunlara neden olduğu haberleri ortalıkta dolaşmaktadır.

Artık Web 2.0 ile siteler kullanıcılarına daha iyi bir web deneyimi yaşatmayı amaçlıyorlar ve AJAX da bunun için iyi bir araç. Belki de bu nedenden ötürü Web 2.0 eşittir AJAX gibi bir düşünce yaygınlaşmıştır.
Bu deneyimin artması her şeyin real-time olarak çalışıyor izlenimi vermesi, daha interaktif olması ve içeriğin zenginleşmesi adına WPF/E teknolojisini Microsoft hayatımıza sokacak. Bu konu gerçekten geniş bir konu ve kaynak bulmak pek de kolay değil . Hala deneme aşamasında. (Şubat ortalarında resmen yayınlanmış olacak) Fakat fırsatım olursa bu konuya ait giriş niteliğinde bir yazı yazmaya çalışacağım. Belki de güzel örnekler bulup sizlerle paylaşırım.

Seminer sırasında aldığım notlar bunlar. Eklemek veya düzeltmek istediğiniz birşey olursa yorumlarınızı bekliyorum. Ayrıca aşağıdaki linklerden konuyla ilgili faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz.Beni okumaya devam edin…

SEMİNERE AİT SUNUM  (Mehmet Bey’den aldığım bilgiye göre sunucusunda bir problem var ve en kısa sürede düzelecek)

ASP.NET AJAX FRAMEWORK

ASP.NET AJAX CONTROL TOOLKIT

AJAX13